4 Mart 2016 Cuma

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 2190 İNCİ BEYİT

2190. (Mevlana Hazretlerinin Allah’ı anlatımı)
Geceleri ışıtan Ay ışığısın, dudakta balsın, şekersin.
Yarabbi (Ey Allah’ım), kimsin sen?
Hâsılı baştanbaşa lâtifsin, tazesin, görülmemiş bir şeysin sen.

Senden her an ululuk, güzellik, nur, yücelik;
Bizden de gönül vermek, can vermek, baş vermek;

Bu çeşit alış-veriş daha hoş, daha güzel,
Ne güzel şeyler vermedesin, ne hoş şeyler almadasın.

Aşkından canımızı kurtarmaya imkân yok, şekerler gibi eriyip gitmek gelir elimizden ancak;
Senin elinle sunulan zehir bile bizce, kaynağından sunulan abıhayattır.

Her an bir şekil, bir suret görüyorsun, fakat doğmak yok, kendiliğinden beliriyor bunlar;
Gözde çoğalıyorlar, göze görünüyorlar ancak.

Gizli mecliste can nimetinden yiyebildiğin kadar ye, izin almak, izin istemek yok.

Ye o meyvelerden ki olgunluğundan, letafetinden avucuna aldın mı su olur, erir;
Onun nur meyvesini avuca almaya bile imkân yok.

O Hıta türkünün saçından gelen koku, ne Tatar diyarındaki miskte var, ne lâden amberinde.

Kaza ve kaderi, canları beden havanında dövüp ezmede, fakat bu aşk sürmesi, o havana lâyık değil.

Sen hiç böyle sürme gördün mü?
Tekrar oraya, senlik, benlik olmayan yere gitmek için dövülüp ezildiği havanları ezer, eritir.

Orada ne mezhep var, ne din;
Yepyeni törenli bir bahçe orası;
Orada gülfidanından, nesrinden, laleden, süsenden başka bir şey yok.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                         ***
Neler öğrendik;
1. Allah’ın dostlarını ağırladığı, ikramlarda bulunduğu çok özel yerin var olduğunu Mevlana Hazretlerinden öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Algılarımızın ve aklımızın daha ilerisinde ve çok üstün olan âlemlerin olduğunu, Allah’a ve Allah dostlarına dost olanların ulaşabilecekleri, kalabilecekleri yerlerin olduğunu öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

3 Mart 2016 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 2180 İNCİ BEYİT

2180. (Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini anlatımı)
Şu iki-üç körün önüne konmuş bir mumsun, bir kandilsin sen, körlerin gürültüsüyle, sopalarının yarasıyla ne âlemdesin?

Ey seher yeli, gönüle haber götür, selam söyle bizden de, de ki:
“Bütün bunlarla beraber nasılsın ey Davud gibi güzel sesli dost?”

Ben sustum, amma tamamını sen söyle; de ki:
“ Ey yiyip içeceği bol mu bol, (Fakat) susuz, Tanrı kadehiyle ne haldesin?”

Sevgili, ne diye bunca zamandır, gurbet ilde eğlenip (Oyalanıp) kalıyorsun?
Şu gurbetten geri gel artık, niceye bir bu perişanlık?

Yüzlerce mektup gönderdim, yüz çeşit yol gösterdim;
Ya yol bilmiyorsun, ya mektuplarımı okumuyorsun.

Mektubumu okumuyorsan zaten mektup seni okur, meramımı anlatır sana;
Yol bilmiyorsan zaten yol bilenin avucundasın.

Geri gel, o mecliste senin kadrini (Kıymetini), değerini kimsecikler bilmez;
Taşyüreklilerle oturma, çünkü bu madenin incisisin sen.

A candan da kurtulan, gönülden de;
A iki 3alemden de elini yıkayan, a dünya tuzağından sıçrayıp kaçan, uçup giden, geri gel, çünkü alıcı doğanlardansın sen.

Su da sensin, ırmak da sen;
Öyleyken gene de su arayıp duruyorsun.
Hem aslansın sen, hem ceylan, hem de onlardan daha da güzelsin sen.

Senden cana dek nice yol var;
Fakat sen mi daha güzelsin, daha eşsizsin, yoksa can mı?
Canla mı birleştin, yoksa sevgilinin ışığı mısın sen?
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Gözü olup da görme yeteneğini kaybetmiş yani anlamayanların söz ve davranışlarından aydın kişilerin rahatsız olduğunu öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini özlediğini, özlemle davet ettiğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

2 Mart 2016 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 2170 İNCİ BEYİT

2170. (Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini anlatımı)
A akıllıların övündüğü can, dünya sensiz bir zindan.
A gönlünü aldırmış aşığa deva(İlaç, çare), derman (Çıkar yol, çare), nasılsın?

Ay, kulağını kaşır durur da huzurunda yüzlerce defa secdeye kapanır, güzelliğine karşı a güzel yüzlü der, nicesin?

Hele ben, çaresiz kaldım, kendimden geçtim gittim;
Hem de nasılsın diye bana sorduğun günden beri.

Senin havana kapılmışız, iki gözümüz sakilik ediyor (Senin gibi insan ruhuna Allah sevgisi, Allah nuru saçıyorum) sana;
Ey abıhayatımız, nasılsın bu suyla, nicesin bu havayla?

Ayrılığın acı, senden uzak düşmek pek kötü;
Kimsecikler uzak düşmesin, ayrılmasın senden;
Nasılsın?

Her zerre, sana karşı ömrün uzun olsun, var ol diyor, çünkü güneşsin sen;
Ey en büyük, en aydın yıldız, bu var ol seslerinden ne haldesin?

A birkaç Zencinin eline düşmüş ayna, a körlerin içine düşmüş Yusuf, ne âlemdesin?

Ey o meydanın düldülü, bu zindanda ne haldesin;
Ey o gül bahçesinin bülbülü, sağırlarla ne haldesin?

Ey cennete alışmış, huriler huyunu almış insan, ey bu gurbete düşen, zahmetlerle, meşakkatlerle ne âlemdesin?

A dünyanın altı bucağına da sığmayan, bütün bununla beraber gene de gidip aba (Elbise) altına giren, nasılsın?
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                         ***
Neler öğrendik;
1. Şems Hazretlerinin özelliklerini Mevlana Hazretlerinin anlatımından öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerine çağrı yaparak; değerini en iyi bilecek olanlardan olduğunu, körlerin, sağırların, çirkinlerin arasında kalmasına razı olmadığını, davet ettiğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

1 Mart 2016 Salı

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 2160 İNCİ BEYİT

2160. (Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini anlatımı)
Ey hoca, esenlik  (Sağlık, afiyet, sıhhat) sana;
Zahmetimizden ne haldesin?
Ey güzellik madeni!
Ey vefa  (Sevgide ve dostlukta bağlılığı devam ettirenlerin) haznesi (Hazinesi), nicesin, ne âlemdesin?

Cennette de a benim canım, seni soruyorlar, cehennemde de;
A can cenneti, a temizlik denizi, nasılsın?

Her hür, a benim gözüm, a benim ışığım der sana;
Her âlem, a belaları defeden der, nicesin?

A tapısında gökyüzünün gülbeşeker yemeye koyulduğu güzel;
Bu yaltaklanmadan, şu var ol seslerinden ne hale gelmedesin?

Cefa (Eziyet) ettiğin vakit bile gönüle yüzlerce taçlar giydirir, kemerler kuşatırsın;
Cefa ettiğin zaman buysan vefa çağında nicesin sen?

A şu zamanın Musa’sı, Firavunlardan ne âlemdesin?
Ey yed-i Beyza padişahı (İçinden nur çıkaranların başkanı), körlerle (Senin bu özelliklerini göremeyenlerle) ne âlemdesin?

Sana her gül bahçesi, her nergis, her süsen, a seher yeli der, verdiğimiz zahmetle nasılsın, ettiğimiz eziyetle ne âlemdesin?

A Hızır’ın abıhayatı, şu gök kubbenin dönüşünden ne haldesin?
A bütün canların baş tacı, şu ağır elbiselere bürünmüşsün, nicesin?

A zahmetler görmüş, eziyetler çekmiş can, sus ki inayetler (İyilikler), her an sana sorarlar;
Zahmetlerle nicesin, eziyetlerden ne âlemdesin?

Efendi, kali-mera (Merhaba ‘Rumca’), zahmetimizden ne haldesin?
Ey temizlik canı nasılsın?
Ey vefa madeni, nicesin?
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                         ***
Neler öğrendik;
1. Şems Hazretlerinin özelliklerini Mevlana Hazretlerinin anlatımından öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Gözü olup da güzel insanı göremeyen insanlar olduğunu öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

Popüler Yayınlar