8 Şubat 2016 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 1940 İNCİ BEYİT

1940.( Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini anlatımı)
Şu ezilip büzülmene bir bak da düşün a kötü kişi, hiç sen, benlikte bulundukça o yüce mertebeye (Dereceye, rütbeye) ulaşabilir misin?

Bir seyret de bak, ne de çirkinsin, ne de Şeytan yaradılışındasın;
Sen, seni (Kendini) bu hale sokuyorsun, peki, kimden feryat ediyor, ağlayıp inliyorsun öyleyse?

Dert, eziyet müşkül (Güç, çetin, zor) bile olsa gene ümidini kesme ey gönül, çünkü gayb (Görünmeyen) âleminden o derde, o eziyete karşılık, elbette bir lütuf (İyilikler), bir ihsan (Bağışlar) belirir.

Zevk (Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden elde edilen hoş duygu, lezzet) adına hiçbir şey yok sende, her an coşup köpürmede, sıkılıp üzülmedesin, a topuk, a ayak, güzelim halhallerden ne de uzaksın sen.

Çölde, ovada gezip savaşmak, erlerin harcıdır, orada soğuk, korkak kişilerin işi yok;
Çünkü bu çöl, bu ova, tek, eşsiz kişileri pisliklerden, rezilliklerden arıtır, pırıl-pırıl bir hale kor.

Âlemin kul köle kesildiği Tebrizli Tanrı Şems’inin tapısına koş da onun lütfuyla (İyilikleriyle) yüceliklerden menzile (Amaçladığın yere) ulaş.
Aramızda gizli bir padişah geziyor;
Karıncalar topluluğuna bir Süleyman’dır, düşmüş.

Bugün şu toplulukta sırları bilen bir padişahlar padişahı var ki dostların sırlarını bir-bir görüyor, biliyor.

Sırlar, helva tabağı gibi ona karşı apaçık;
Bir hırsız düzen mi kurmuş, bir can doğru mu yürümüş, hepsi açık ona.

Herkesin alnından iyiliğini, kötülüğünü görüyor, okuyor, yazı okumada öylesine bir tecrübesi var ki.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Benlikten yani kendi kişiliğine önem vermekten, kişiliğini başkalarından üstün görmekle oluşan büyüklenme, övünme hastalığına tutulacağımızı öğrendik.
2.    Benliğin Şeytan yaradılışının kurnazlığını, kötü düşüncesini sevdirdiğinden bizi çirkin bile hale sokup ağlayıp üzülmemize sebep olduğunu öğrendik.
3.    Benlikten vazgeçtiğimiz zaman belirli kaybımız olacağını fakat görünmeyen âlemden kaybımızın çok üstünde iyilikler verileceğini öğrendik.
4.    Benlikte olan kişinin zevk ve coşkunun olmadığını sıkılıp üzüntü içinde olduklarını öğrendik.
5.    İnsanın kendi benliğiyle savaşmasının kolay olmadığını, yiğit kişilerin yapacağı bir davranış olacağını, bu savaşla eşsiz kişi olup pisliklerden arınıp parlayan bir yıldız olacağımızı öğrendik.
6.    Şems Hazretlerinin kişinin durumuna göre terbiye ettiğini öğrendik.
                                    *
İşte böyle yaren;
Benlikten kurtulmaya karar verenlerin her ne kadar yiğit olsalar bile Şemsi Tebrizi Hazretlerini Tutkulu bir sevgiyle bağlanıp yardım almaları gerektiğini, bu eylemin sırlarını bilenin Şems Hazretleri olduğunu, Şems Hazretlerine ulaşmak için de Mevlana Hazretlerine öncelikle aşk yoluyla ulaşmak gerektiğini öğrendik, anladık.

Kişinin yücelmesinin en büyük engellerden birinin benlik olduğundan RAVLİ BENLİK yazarak Googleden veya bloğumuzdan incelemelisin.
                                  *

RAVLİ

7 Şubat 2016 Pazar

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 1930 İNCİ BEYİT

1930.( Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini anlatımı)
O büklüm-büklüm, halka-halka saçlarını tuzak ettin mi aşkla bütün dünyanın adını şimdicek kötüye çıkarır-gidersin.

O bal gibi, o şekerler gibi dudaklarını kadehe dokundurdun (Tanrı âlemini anlatmaya başladın mı) mu şarap (Düşünce), yeni baştan coşup köpürmeye koyulur, meyhane (Dostlarının topluluğu) oynamaya başlar.

Badem gibi çekik gözlerin, bir renklilik meclisinde, önüne gelen her mezeyi badem eder gider (Değerli bir gıda eder).

Hâşâ (Olmaz öyle şey) canım efendim, senin ihsanın (Bağışların) veresiye olamaz (Peşin olur);

Eğer susuz, gerçekten susuzsa derhal onu suvarırsın (Sularsın), lütfedersin, kerem buyurursun (Asilliğin, büyüklüğün, soyluluğun, ululuğun gereğini yaparsın).

A gönülleri gezip dolaşan Ay (Tebrizli Tanrı Şems’i);
Bizim konağımızdan senin konağına yüz yıllık yol olsa onu bir adımlık bir yol haline getiriverirsin.

Lütfunla (İyiliğinle) akrepten bile sütler coşar, akar;
Şu felek atını (Dünya olayları) bile emrine râm (Boyun eden) ediverirsin.

Damının bekçisini dama çıkardın mı gökyüzünde yüzlerce kapı açar da dilediğine âlemini gösteriverir.

Geceleyin, sabah gibi apaydın yüzünü gösterdin mi her ham (Kaba, kural tanımayan, incelmemiş);
Pişer (İşe alışır, ustalaşıp beceri kazanır, zorlukların üstesinden gelir), Olgunlaşır (Bilgisi, görgüsü, hoşgörüsü gelişir, ağır başlı kişi olur), Her okunmaz (Belirtilerin ne anlama geldiğini, gizli bir duyguyu anlayan, kavrayamayan) şey (Her ne ise), okunur (Değerlendirir, anlamını çözer duruma gelerek), anlaşılıverir.

Neye üzülüyor, neden sıkılıyorsan a gönül de, haniya (Hatırla) sen, ben benden geçtim, yok oldum demiştin (Benliğimi yok ederek sana katılmıştım dedin ya, unuttun mu);

Mademki üzülüyor, sıkılıyorsun, davanda yalancısın, rezil-rüsvay (Toplum içinde ayıplanacak duruma düşmüş)oldun, çirkinliğin (Hoş olmayan, yakışık almayan söz ve davranışın) meydana çıktı demektir, vazgeç artık davadan.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Aşk yolunda ben ve ben merkezli düşünceden kendini temizleyerek üzüntü ve sıkılmanın ilerlemeye engel olan durumundan kurtulmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Âşık olanın ham insan olmaktan kurtularak beceri kazanacağını, olgunlaşacağını, bakıp da anlamadığını anlayacağını, her göze nasip olmayacak yücelikleri göreceğini öğrendik.
3.    Tebrizli Tanrı Şems’ini tutkulu bir sevgiyle sevmekle peşin olarak yüceliklerden armağanlar verileceğini öğrendik.
4.    Şems Hazretlerinin bir bakışının bile insanı değiştirebileceğini öğrendik.
                                    *
İşte böyle yaren;
Allah dostun Şems Hazretlerini çok sevmemiz, aşkla bağlanmamız, hizmet etmemiz, onun peşin olarak verdiğini acı-tatlı, büyük-küçük demeden hediyeleri sevinçle kabul edip içselleştirmemiz gerektiğini Mevlana Hazretlerinin öğretiminden öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

6 Şubat 2016 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 1920 İNCİ BEYİT

1920.( Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini ile ilişkisini anlatımı)
Hem uzaksın, yabancısın, hem yakınsın, hısımsın (Akrabasın).
Hem geçmişsin, hem gelecek.
Hem kötü düşünceli bir dostsun, hem yaralarsın, zehir kesilirsin, hem de balsın, şerbetsin sen.

Ey kendinden geçenlerin yollarını vuran, kesen!
Ey yoksullara define kesilen, hazne  (Hazine) olan!
Yarabbi, ne de hoş bir hale gelir onlar, seni kucaklarına aldıkları (Sevmeye başladıkları) zaman.

Aklım başımda mı, o gün kavgalara girişirim, gürültüler çıkarırım;
Fakat sarhoş muyum, o gün dayanırım, susar-dururum.

Bir hamle (İleri atıl, saldır), bir hamle daha;
Çünkü gece geldi çattı, karartı bastı;

Çevik davran, Türklük et (Saldır, yağmala), yumuşaklığın Tacikliğin (Kaçmanın) lüzumu yok.

Zayıfladıysak, aşkınla boynumuz inceldiyse Ay gibi bedensiz yaşayan bir başımız var ya, bu da yeter bize.

Padişahız, üç günlük padişah değil;
Lâ’liz (Negatif enerjini pozitife çeviririz), firuze (Mal para olarak zengin etmek) değil.

Aşkız, öyle kolayına bir iş değil;
Sarhoşuz, şarapla değil.

Bana istedikleri kadar kötü desinler, beni istedikleri kadar kınasınlar;
Güzellere (Soylu, ahlaki üstünlük, sakin, hoş, iyi, doğru olanlara), kulum-köleyim (Sevgiyle bağlanıp hizmet ederim);

Bana iyilik bile etse çirkinle (Hoş olmayan, yakışık almayan söz ve davranışlarda bulunanlarla, karanlıkta kalmış, yalanla gizlice kötü işi, gizli oyunu olan şüpheli kişilerle) konuşup kaynaşamam ben.

(Şems Hazretlerinin) Pek çok âşıkları var;
Onlara haset ederim (Kıskanırım) de onun en yakını olduğum halde gene de yabancı gibi dururum.

Mahremden (Sırdaşından) de yüzünü örter, namahremden (Sırdaş olmayandan) de;
Birisini ona (Beni) takdim ederler de filan kulun derler, o da acayip, kim-kim diye sorar.

Söz söylemek çocukluktur, susmak adamlık, erlik;
Sen çevik bir Rüstem misin (Savaş kahramanı mısın)?
Ne gezer, çelik-çomak oynayan bir çocuksun sen.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Allah dostlarının sevgisini kazanmak için yiğitçe hareket etmemiz gerektiğini öğrendik.
2.    Allah dostlarının kendilerini fazla göstermediklerini fakat bizim her davranışımızı bilecek ve yardım edecek kadar yakın olduklarını öğrendik.
3.    Ne arıyorsak aradığımızı Şems Hazretlerinde bulabileceğimizi öğrendik.
4.    Allah dostlarını sevmenin çirkinliklerden kendimizi kurtarıp ebedi güzellikler kazandıracağını öğrendik.
5.    Halkın bizi kınamasına aldırmadan Allah dostlarını sevmemiz ve onlara hizmet etmemiz gerektiğini öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Parlak, hoş sözlerin çok olduğunu, böyle sözleri bizim söylememizin çocuksu bir davranış olduğunu, susarak güzel öğütleri dinleyici olmamız ve öğüdü yerine getirecek yiğitlikte olmamız, sonuç alacak işler yapmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

5 Şubat 2016 Cuma

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 1910 İNCİ BEYİT

1910.( Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini ile ilişkisini anlatım)
Hocam, o sevgiliden ne diye gönül alıcılık diler, vefa umarsın (Sevgiyi sürdürme, sevgi dostluk bağlılığı istersin beklersin)?
Güzel yüzünün gönül alması (Sevindirmesi), can okşaması, yetmez mi ki?

Dün, kendinden geçişe dair yazıp gönderdiği mektubu okudum da şu dünyadan bezip usanmaya dair yüzlerce mektup yazdım.

Senin şeklinle (Davranış biçiminle, tutumunla, yolunla, tarzınla), suretinle (Varlığının görünen yanıyla, beş duyuyla algılanan yönüyle)  benim şeklim, benim suretim, yanak yanağa vermiş;

Evet, bana ya gönül derdini söylüyorsun, ya can gussanı (Kederini, gamını, tasasını söylemelisin).

Mana gözüyle yattım, iç gömleğimi (Gizlediklerimi) de (Ortaya) çıkardım;
Çünkü aşk, örtüp gizleme perdesini ateşledi gitti.

Aşkı yüzümün renginde güzelliğinin aksini (Ayna gibi yansıtmasını) gördü de ettiği suçun (Seni sena göstermek aykırı davranışının) özrünü (Elinde olmadan yaptığın bu suçun hoş görülmesini) dilemek için ayaklarına kapandı.

Ey Tebrizli Tanrı Şems’i, gelirsin de gene görmezler seni;
Çünkü sen can gibi gelirsin, seher yeli gibi renksiz gelir, esersin.

A aklımın düşmanı, a akılsızlığımın derdi (Üzüntüsü), devası (İlacı, çaresi), bir küpe benziyorum ben, sen de benim içimde şarap gibi kaynayıp coşmadasın.

Evvel (Önce) de sensin, âhir (Sonra) de sen.
Dışta da sen varsın, içte de sen.
Hem padişahsın, hem sultan.
Hem perdecisin, hem çavuş.

İyi huylusun, kötü huylu.
Gönül yakıcısın, gönül alıcı.
Hem Ay yüzlü Yusuf’sun, hem kendini göstermezsin, yüzünü örtersin.

Pek tazesin, pek yeşil.
Pek güzelsin, pek dilber.
Şu içimdeki akılsın sanki şu kulağımdaki küpesin adeta.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Sevdiğimizin yüzünü göstermesinin bize sevinç vereceğini, bunun yeterli olacağını, başka bir şey beklememiz gerektiğini öğrendik.
2.    Kendimizden geçmek için dünya yaşamının tekrarlanır olmasından hoşlanmaz ve sıkılır duruma gelmemiz, bıkmamız gerektiğini öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinin gönlü ile Şems Hazretlerine yakınlaştığını, canıyla da yakınlaşmak istediğini öğrendik.
4.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini içselleştirdiğini, coşkuyu buradan elde ettiğini öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretleri olduğu gibi kabul edip sevdiğini, benimsediğini, kendi varlığını Şems Hazretlerinde gördüğünü öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

Popüler Yayınlar