4 Kasım 2015 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 1000 İNCİ BEYİT

1000.  Saki (İnsan ruhuna Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan) benim padişahımdı da o yüzden herkesten fazla içtim, sarhoşlukla başım dönmeye başladı, türlü işlere kalkıştım, yanlış, olmayacak hareketlere giriştim.

O ayağımı bağlayan saki (İnsan ruhuna Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan), gördü ki ben sarhoşum;
Elimi tuttu, sapsarı yüzümü öptü.

Dedim ki: “Sen padişahsın, cansın, yüzlerce cana bedelsin;
Zaten tuzlasın (Tuz madenisin) amma bir başka tuzluluk (Katkı) getirdim, zaten alımlısın amma bir başka alım vermedeyim sana”.

Arı-duru şarap kadehinin yüzünden meclis gürültülerle, kavgalarla doldu;
Fakat ben kavgadan, gürültüden korkar mıyım hiç?
Kavgayı, gürültüyü çıkaran benim.

İster susuz olayım, ister mahmur (Sarhoşluğun verdiği sersemlik), onsuz işret etmem (Tanrı şarabını içmem);

İster çift olayım, ister tek;
Selvi olmayınca nasıl oynarım?
Onun bakışına (Anlayış, kavrayış, farkına varış kuvvetine) eşim ben.

Yaş bir dalım amma yel olmayınca nasıl oynarım?
O selvinin gölgesiyim ben.
Selvi olmayınca neyin çevresinde dönüp dolaşacağım?

Bulut olsam bulutun gönlündeki nur, o Ay’dır;
Ersem (İşini bilen, yetenekli kişi isem), bütün erlerin (Yiğit kişilerin) padişahıdır o padişah.

O tatlı padişah gitmeseydi, lütfet dedim, bir solukcağız otur ey her cüzümün (Bütünümü oluşturan her parçamın) sarhoşluğu!
Ey her derdimin dermanı!

Hamel (Koç) burcundaki güneş de nedir ay hararetine son olmayan ey kendisinde hem sıcaklığımın, hem soğukluğumun mahvolup gittiği sevgili.

Senin kâsene (Tasının içine) düştüm, çünkü senin şarabını içtim ben.
O tavlanın zarıyım, onun için mühre (Küçük yuvarlak top) gibi senin tasına düştüm.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik;
1.    Seven ve sevilenin aynı değerde olduğunu öğrendik.
2.    Sevilen kendisini sevenin bulunduğu yerde güzelliğini gösterdiğini öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin seven kişiye olumlu büyük etkisinin olduğunu, kendisine bağladığını öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Seven kişinin sevilen kişinin elinde oyuncak bir top haline geldiğini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

3 Kasım 2015 Salı

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 990 İNCİ BEYİT

990.  (Şems Hazretlerine hitap)
Ölsem de tabutun içine girsem gene gıdam, senin sevgindir;
Görünüşte insanım, insan kılığındayım amma melek gıdasıyla aynı gıda almadayım.

Efendi, ne de kutlusun sen;
Sendeki güzellikler herkeste olsaydı, herkes dudaklarını öpebilseydi senin, herkes, dudaklarından bahsedebilseydi.

Geceleri seni anmadayım, senin hikayelerini söyleyip durmadayım ben.

Ey deniz huylu, cömert padişahlar padişahı, geri kalanını artık sen buyur, sen söyle;
Ben sedef gibi ağzımı yumdum, yani içimde inci var demek istiyorum.
                                           
A sarhoş saki (İnsan ruhuna Allah’ı sevdiren, Allah nuru döken), al kadehi elimden, sarhoşum ben;
Artık şu anda ayıkların, aklı başında olanların halkasından çıktım, kurtuldum onlardan.

Ayıklık, rintlikle (Ruhsal sarhoşlukla) zıt mıdır?
 zıttır;
İster yukarıda olayım, ister alçalayım, aşağılarda olayım, benimle aynı renge boyan hocam.

Savaşa dair (Savaş ile ilgili) ne düşünürsen bil ki ben uzağım ondan;
Sevgiye dair (Sevgi ile ilgili) ne düşünürsen oyum ben, ondan ibretim (Oluşumum bu).

Senin aşkına tutulalı, senin sevdanı (Tutkulu sevgine bağlanmayı) benimseyip kabul edeli seninle savaştan ayrıyım, tekim;
Seninle barışa eş oldum ben.

Beni ıspanak say da istersen ekşi pişir, istersen tatlı;
Neyle pişersem pişeyim, piştim mi (İyice öğrendim, beceri ve ustalık kazandım, zorlukları göğüsledim de) sana kavuştum, seninle birleştim demektir.

Sazı öylece durup durmada;
Halbuki hiç de naz etmeyi bilmezdi o saz;
Bir yanlışlık varsa benden oldu mutlaka, çünkü ben sarhoş bir halde sıçrayıp meydana çıktım.

Sen de sarhoşsun, ben de sarhoşum, senin sarhoşluğunla benim sarhoşluğum birbirine karışmış;
Zaten biz, havan eliyle havan gibi hem ikiyiz, hem bir.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik;
1. İnsan ruhuna Allah sevgisi veren, Allah nuru saçanla bir ve beraber olmamız, ona yakın olmaya çalışmamız gerektiğini öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Birbirini tamamlayan iş yapılıyorsa, yapan kişiler ayrı olsa da birlikte yapıldığından buna bir olma, birlik dendiğini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

2 Kasım 2015 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 980 İNCİ BEYİT

980. Can, ta madenine, aslına kadar gitmeyi kurdu;
Bakış kudretini bana bağışlayan yerde gözüm.

İşte şimdicek sel, meylettiğim yere sürüp götürüyor beni;
O denizin ayrılığıyla ciğerim, ne de yanmıştı, ne de kavrulmuştu.

Türkçesine hakanın tapısına kadar oynaya-oynaya at süreceğim, çünkü otağ kadar geniş, büyük yüzlerce kemer (Görev ve yetki) verdi bana.

Gölge gibi yok oldum, güneşin ışığında yokluğa erdim de o yüzden Ay gibi daima onun ardında gezip dolaşmadayım.

Lâ’l  (Kırmızı parlak taş) gibi onun hararetiyle, onun ışığıyla bambaşka bir parıltım var, bambaşka bir aşkım var.

Kabuğum şöyle dursun özümü, içimi bile kırsa gene ben hem özüm, içim, hem terü tazeyim;
Kamış gibi beni kırsa bile yüzlerce şekerler var bende.

Selvi gibi, süsen (Çiçeği ) gibi hem ayağım bağlı, hem hürüm;
Taş gibiyim, demir gibiyim, gönlümde kıvılcımlar var.

A gönlümdeki dilber, edebim (Terbiyem), ârım (Utanma duygum) elden gidiyor;
Fakat senden elde edip bağrımı bastığım şey, yeter bana ebediyen, yeter.

A benim efendim, sabrım tükendi, çıkma gönlümden, uzaklaşma benden, beni uzaklaştırma kendinden;
Çünkü ayrılıktan zarar görüyorum.

Ey aşk, geliyorum diye bağırdın, haber verdin, buyur, gel;
Senden çekinirsem artık kiminle düşer-kalkarım, kiminle rahat-huzur bulurum?
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik;
1.    Bilgili olmanın yeterli olmadığını, doğru bakışın daha ilerisi olan hakikati olduğu gibi görme ve gereğini yapma kuvvet ve kudretine sahip olmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Uygunluktan olgunluğa geçmek ve olgunlukta kalıcı olmak için geldiğimiz yoldan geri dönerek Allah’a ulaşmamız gerektiğini, bunun için de bize kılavuzluk edecek, Allah’ı sevdirecek, Allah nuru saçacak bir öndere ihtiyacımız olduğunu öğrendik.
3.    Allah’ın Mevlana Hazretlerine Şems Hazretlerini dost ettirerek aslına, özüne dönüşün sırlarını verdiğini, Hazreti Mevlana’nın da bize bu yolun özelliklerini, güzelliklerini, zorluklarını açıklayarak teşvik ettiğini, yardım ettiğini, aşk öğrettiğini öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Nasıl ki bir kütlenin bir yerden bir yere gitmesi için enerji gerekli ise; aslımıza dönmek için gerekli enerjiyi aşkın verdiğini Hazreti Mevlana’dan öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

1 Kasım 2015 Pazar

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 970 İNCİ BEYİT

970. O ruhani padişah (Allah) gene beni çağırmada, bir doğanım (Avcı kuşu) ben, beni padişahçasına yücelere çekmede.

Ayağımı sen bağlamışsın sevgilim, senin sarhoşunum sevgilim;
İster ok olayım, ister yay yüzüğü, senin elindeyim sevgilim.

Fırlar yücelirsem senin yüzünden fırlar-yücelirim.
Sarhoşsam senin sarhoşum.
Alçalırsam senin yüzünden alçalmışımdır, varsam senin yüzünden var olmuşumdur.

Beni sarhoş ettin de döndürüp oynatmaya koyuldun;
Mademki küpün ağzını kapadın, ben de ağzımı yumdum işte.

Ey gamından sarhoş olduğum, sarhoşum, evet, kadeh kırdım;
Dün ettiğim ahidlerin hepsini bozdum, sarhoşlukla hepsinden de kurtuldum.

Sevgili, düşünceleri, düşüncelere dalmayı kadehle vur, kır;
Çünkü bugün o şarabı sunan sakiye (Allah’ı sevdiren, Allah nuru döken kişiye) avlandım ben.

Benden hamlık gitti, onu (Gerçekleşmesine imkan olmaz diye düşünmeyi ) damdan aşağıya attım;

Onun görüşüp konuşması bir tuzaktı, tutuldum gitti, artık tuzakla ne işim var?

Elimden bir yılandır (Sinsilik, hainlik), sıçrayıp süzüldü, dağa yürüdü, mağaraya girdi;
İşsizlikten-güçsüzlükten kurtulduk, yüzlerce defa şükretmeye daldık, benim şiarım oldu bu şükür.

İnsan kılığında kara akrep (Her fırsatta sözleriyle başkalarını inciten veya onlara kötülük eden) çoktur, fakat bizden kaybolup gitti bu akreplik, bu yüzden şükrediyorum ben.

Hocam, esenlik sana, ben sefere (Yüce yolculuğa) gitmeye niyetlendim;
Gökyüzü damından gizlice bir geçit, bir yol buldum.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik;
1.    Allah’ı kendimize sevgili edinmemiz, bir sevgiliye nasıl davranılırsa öyle davranmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Aklımızın anlayamayacağı işlerde kişiyi Allah’ın sarhoş ettiğini, böylece istediği her neyse o kişiye yaptırdığını öğrendik.
3.    Allah kendine yaklaşmasını istediği kişiyi dostlarından birini istediği kişiye sevdirerek onu tuzağa düşürdüğünü öğrendik.
4.    Mevlana Hazretlerinin Allah’a ulaşacak gizli bir yol bulduğunu öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Allah’ın kendine çektiği kişinin her fırsatta sözleriyle başkalarını incitmekten veya onlara kötülük eden biri olmaktan, gizli ve kurnazca kötülük yapmaktan, zarar vermekten, üzmekten ve kötülük yapmaktan hoşlanan biri olmaktan kurtulacağını öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

Popüler Yayınlar