25 Ekim 2015 Pazar

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 900 İNCİ BEYİT

900. Ateşlerle dolu âlemde yok olmaya, yokluğa kavuşmaya çalış;
Dikkat et de gör, varlık âleminde kakım (Kürkü makbul olan bir cins kedi) bile postu için oklanır, öldürülür.

Şu ateş göğünün altında uyanıklık halkasının başbuğusun amma sonucu ne baş kalır sende, ne kuyruk.

Zahmete uğradıkça uğrar, derdi artar durur, sonuçta mahvolur gider,  bayrama erişir;
Bundan ötesi de bir davuldur dövülür;
Dum, dum (Davuldan çıkan ses).

 Halimdeki perişanlığı sözlerimden anla;
A odun, o ateşe gir de “ Sizden bir tek kişi bile yoktur ki oraya uğramasın” ayetini (Meryem suresi 71) oku.

Böyle bir (Dünyaya ait) ovada sofralarla dolu lokmadan başka ne biter?
Şu yün tırnaklı merkep yücelere nasıl ağabilir (Çıkabilir).

Akbaba gibi uçsa bile sonucu yeryüzü gene çeker onu;
Bilirim her şey döner- dolaşır, aslına gelir.

İnsansan o gizli mücevhere (Can) yüz tut, çünkü o, küpe benzeyen bedende abıhayattır adeta.

Ey Tebrizli Tanrı Şems’i, biz, kalk diyeceğin vaktedek kanadının altında coşup kaynayan bir yumurtanız sanki.

O sevgiye âşık oldum olalı hem işten-güçten kaldım, hem işteyim güçteyim.

Başım dönmede, ayağımı diremişim de diremişim, tıpkı pergele benziyorum.

Mirrih  (Merih) gibi Ay’a kızgınım, gökyüzüne de;
Altın külahlı gökyüzünden bile sıkılıyorum, utanıyorum adeta.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik;
1.    Dünyada insanlar tarafından icat edilmiş, çekici kılınmış mal, para, mevki, makam gibi tutkuların kişilerin uyanıklığını elinden aldığını, uykulu bir sersemlik verdiğini öğrendik.
2.    İstisnasız herkesin cehenneme uğrayacağını, burada dünyaya bağlanmış olanların uzun süre kalacağını, dünyaya bağlanmamış iman sahiplerinin cehennemden zarar görmeden geçip gideceklerini öğrendik.
3.    Dünyaya bağlılığın insanı kısa süreli bir mutluluk vereceğini, ebedi mutluluktan yararlanamayacaklarını öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Mutsuzluklardan, uğursuzluklardan kurtulmak için gönlünde Allah’tan başka bir sevgi bulunmayan Hak dostlarına tutkulu bir sevgiyle yaklaşmamız, öğretisiyle ebedi mutluluğa kavuşmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

24 Ekim 2015 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 890 İNCİ BEYİT

890. Gel, gel meclise (Mevlevi topluluğuna) ayak bas da yeni baştan işrete (Tanrı şarabından içmeye) koyulayım.
Bana karşı acı davranışlarda bulunmada sana şeker yükü kesileyim.

A dilber (Alımlı güzel), renksiz, şekilsiz aşkına battım gitti, şu küpten çek, çıkar beni de bir başka renge boyanayım.

Gönlüm, mümin gözünden de dar (Gönlüm, Allah’a güvenerek inancımdan dolayı sıkıntılı), çünkü umuyorum, korku içindeyim.
İkiye bölünmüş bir değirmiyim (Yuvarlağım), Ay şeklindeyim çünkü.

Ey can padişahının yüzünden yüzlerce piyade sultan kesilen, buyruk yürüten, ata bin a benim canım, bin de eyer örtünü ben taşıyayım.

İnat yeli (Direnme rüzgârı) yüzünden, iyiye-kötüye gam yiyordum, kendimdeydim;
Fakat and olsun Tanrı’ya artık daha da beter sarılacağım sana (Sana büyük bir istekle kendimi vereceğim, benimseyeceğim).

Senin sayende emniyetteyim, ey Ay yüzlü, senin yüzünden eminliğe (Güvenliğe, emniyete, tehlikesizliğe) ulaşmışım;

Artık bu yandan da ya emniyete kavuşurum yahut tehlikeli bir yola atılır giderim.
Selvi, benim yüzümden eğildi de gül bahçesi benden feyiz (Bolluk, bereket) aldı.
İman (Güçlü inanç) da benden kaçtı gitti, korkuyorum, küfür (İnkâr) yolunu tutacağım.

Öylesine bir bakışa sahipsin ki oktan kalkan düzmektesin;
Artık sen ok atarsan nasıl siper kullanabilirim ben?

Aşkımın altı da Tebrizli Tanrı Şems’i, üstü de;
Canımı onun aşkıyla alt-üst ettim gitti.

Varlık âleminde baş gösterme (Malım, mülküm, makamım, adım, şanım var diye güven duymakta önde olma) de yolunu yitirme;
Erlerin ovasında değil sen, ayakkabıların bile yok olur gider.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini tutkulu sevmesinden dolayı Allah’ın beni kıskanabilir, cezalandırabilir diye endişe edip korktuğunu öğrendik.
2.    Mevlana Hazretlerinin sevdiğine hizmet etmek yoluyla sevgi ve ilgi bağını devam ettirdiğini, güçlendirdiğini öğrendik.
3.    Gönlünde Allah sevgisinden başka bir sevgiye yer vermeyen Şems Hazretlerine gönül verdiğini, kendisini güvende, bolluk ve bereket içinde bulduğunu öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Allah dostlarının yanına yaklaşmak isteyen kişi; 
Bilgisine, malına ve makamına güvenen biri olarak yaklaşmasının yanlış bir yaklaşım olduğunu, yani boş biri olarak yaklaşmasının gerektiğini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

23 Ekim 2015 Cuma

KARACAAHMET HAZRETLERİ NASIL BİRİDİR

 Afyon ili İhsaniye kasabasına yakın Karacaahmet ve köyünde türbesi olan vardır.

Türbeye Perşembe günü gidilmesi ve Cuma namazı vaktine kadar hastanın kapalı odada kalması gerekmektedir.
Hastaya refakat edenlerin orada namaz kılıp zikrederek Allah’tan yardım istemesi gerekmektedir.

Perşembe gecesi Karacaahmet Hazretleri ve yanında 4 dervişi ile beyaz giysiler içinde geldiğini, orada yatan genç derviş asker delikanlıların ayaklanıp beyaz giysiler, beyaz külah şeklinde başlıklarla  Karacaahmet Hazretlerinin etrafında toplandıklarını, gelen hastalarla ilgilendiklerini bizzat biliyorum, gördüm, gerçekledim, şahidim.

Karacaahmet Hazretlerini kısa boylu, zayıf, Türkmen yüzlü, beyaz giysili, başında sivri beyaz külahı olarak gördüm.

Allah’ın verdiği yetki ile türbeye iyileşmek için gelenlere yardım ettiğini önceden de biliyoruz, gördüm, şüphesiz inanıyorum.

Prof.Dr. Feridun Nafiz Uzluk da ruhsal rahatsızlıkta olan hemşerilerine yaşamı boyunca Karacahmete gitmelerini, yardım almalarını önermiş ve iyi sonuçlarını gördüğünü bize anlatmıştır.

Babam eski Afyon Kara hisar müftüsü Fehmi Bayraşa’da beyin kimyası bozulmuş büyüklerin, laf söz dinlemeyen çocukların, yanlış yapmaya yönelen delikanlı kızların ve erkeklerin bu ocaktan nasiplenmesi için Karacaahmet Hazretlerine yönlendirmiştir.
                                        *

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 880 İNCİ BEYİT

880. Aşkta Süleyman (Yok olandan vazgeçip devamlı olanı arayan kişi) kesilmişim, kuşların hemdemi (Sıkı-fıkı arkadaşı) olmuşum;
Hem peri aşkı var bende, hem periyi çağıran kişiyim ben.

Kim daha ziyade (Fazla) peri huyluysa hemen onu tutar şişeye hapsederim;
Ona bir afsun (Büyülü sözler) okurumda işlek kılıcımı sallar, onu korkutur dururum.

Bu işten dolayı da dehşete düşmüşüm, hem aklım başımda, hem kendimden geçmişim.

Hem söz söylüyorum, hem susmadayım, hem susanların, susarak konuşanların taştahtasıyım (Tahta üzerinde oynanan oyunun taşıyım) ben.

Feryat (Yüksek sesle söylerim) ki o Meryem  (İsa’ya hamile olunca) şimdi bir başka renge girdi, bir başka hale büründü.
Feryat şu halden ki feryat etmeyi de bilemiyorum artık.

O renkten (Kendine özgü, ilginç, çarpıcı özelliklere sahip kişi olarak) nasıl da renksiz (Davranış ve düşünce yönünden belli bir özelliği olmayan) bir hale geldim, o alına dökülen kıvrım-kıvrım saçlar yüzünden salkıma (Parçalara ayrılmışa) döndüm;

Yarabbi, o mum (Işık veren) yüzünden pervane (Kelebeği) gibi nasıl da darmadağın oldum gittim.

Dedim ki a Ay (Şems Hazretleri), cansın sen, bugün bir başka güzelliğin var.
Git dedi, bana insan gözüyle bakma (Kalp gözüyle bak).

A hoca, adamsan ne diye kuruntulara düşer, üzülür durursun?
Senin hırs (Sonu gelmeyen isteklerin kızgınlık) ateşinden canım dumanlar içinde kalıyor.

Ya deli-divane bir âşık ol (Bizim rengimize bürün) yahut git yanımızdan.

Perdeye (Kapımıza muhtaç olarak gel) varlığınla gelme de perdeyi örtmeyeyim yüzüne.

Ben hem kanım (Damarlarda dolaşıp hayatı devam ettirenim), hem süt (Beslerim, kuvvetlendiririm, geliştiririm).

Hem çocuğum (Yaşama sevincine sahibim), hem ihtiyar (Seçme gücüne sahibim).

Hem kulum (Allah’a tutkuyla bağlıyım), hem bey (İleri gelenim).
Hem buyum, hem o.

Hem şekerler damlatan Şems’im, hem Tebriz ülkesi.
Hem sakiyim (İnsana Allah’ı sevdiririm, Allah nuru saçarım), hem sarhoşum (Beliğimden geçerek zevk içindeyim), hem meşhurum apaçık, hem gizliyim (Yabancı olandan saklıyım), gören yok beni (Farklı oluşumu her kişi anlayıp göremez beni).
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerinin çok özelliklere sahip olduğunu, Şems Hazretleri dâhil olmak üzere diğer ermiş, evliya, derviş ve velilerin, peygamberlerin özelliklerinden özellik aldığını, güzelliklerini içinde barındırdığını öğrendik.
2.    Allah aşkıyla varlığını doldurmuş olan Mevlana Hazretlerinin tüm Allah’a inanmışları içinde barındırdığını, yardım ettiğini, aşk sanatını herkes öğrensin diye çeşitli özelliklerle bizi kendisine çektiğini öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Allah’ı görmediği halde sevenlerin, saygı duyup emrettiklerini yapanların, yasakladıklarından kaçınanların sarhoşçasına mutlu, huzurlu, güvenli, emin bir yaşantıda yaşayacaklarını, aşk yolu ile en yakın seviyeye geleceklerini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

Popüler Yayınlar