8 Eylül 2015 Salı

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 450 İNCİ BEYİT

450. Gam (Üzüntü ile düşünmek), gerçi düşmandır, fakat bana, onu düşünmedeyim, ona meylim (Gönül vermem, ilgim) var diyor;
Gönlüme de nerde diyor, ne yanda tuzak kurar o dilber?

Seni elde edenin neşesinde bir eksiklik olabilir mi hiç?
Seni gören kişinin, a Ay yüzlü dilber, gamı, kederi mi olur?

Cevrin (Sıkıntı ve güçlük verip), cefan pek ayak direr (Zorlayıcı gücü sonuna kadar sürdürüyorsun), pek kuvvetlidir, tahammül edilmeyecek bir derecede ağırdır amma o da senin billur gibi (Çok temiz, çok pürüzlerden arınmış, katışıksızlık) rengine boyanmıştır, tatlı bir hale gelmiştir.

Hurilerin nazlanması da senin yüzündendir, nurun parıldayışı da senin yüzünden ey Ay gibi yüzlercesini kendisine şâkird (Öğrenci, çırak) edinen, peşine takan güzel.

Önünde, ardında yürüyen adamları olmasa bile o, yapayalnız bir güneş kesilir, güzelliği yeter ona, zaten de o güzelliğin yüzlerce davulu vardır, yüzlerce bayrağı.

O halkalarla, kıvrımlarla dopdolu saçların sayesinde nice dağınık âşık, huzur içinde yatmış, rahatla uykuya dalmıştır.

Sevgilime beni cefalarla kırma dedim;
Dedi ki:”Kırmazsam sedef içinde kalakalırsın, sedefin içinde de inci gizlidir”.

A deli-divane, sedefi kırmazsan o inci meydana çıkmaz;
Hâlbuki o inci, benim tattığım puttur (Sessiz, anlamsız bakışlı, kımıldamaksızın) yahut da putumun şekline bürünmüştür.

Tebrizli Tanrı Şems’inin adı kâğıtta belirdi mi and olsun Allah’a, kâğıda da nice lütuflarda (İyiliklerde, bağışlarda) bulunur, kaleme de.

Temizliği, letafeti (Güzelliği, inceliği, hoşluğu) yüzünden ruhlar bile kendisine kul-köle kesilen o aşkı dinle, bak neler söylüyor, seyret de gör, ne kutlu nefesi (Canlılık ve hayat belirtisi) var.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerine yakınlaşanın, gerçekliğini isteyenin üzüntülerden kurtulacağını öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin görünmeyen güçlerinin olduğunu, sevgiyle bağlanıp dostluk kuranlara yardım ettiğini öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Aşk yolundan Allah’ı arayışa girenlerin Mevlana Hazretlerini tanıması ve yakınlaşması gerektiğini, böylece Şems Hazretlerini tanıma ve ona yaklaşma fırsatı bulacağını öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

7 Eylül 2015 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 440 İNCİ BEYİT

440. Senden kaçtığım an, aşkına sataşırım (Rahatsız ederim) da altı yönden (Ön, arka, sağ, sol, yukarı, aşağı) de başıma sevdan (Güçlü ve aşırı tutkun, sevgin) dökülür, saçılır (Gönlümde çok alan açılır).

En aşağılık yeryüzünden (En aşağı âlem olan yeryüzünden) yüceldi mi varlıktan (Geçici olanlardan) soyunurum, fakat vardığım (Ömrüm, hayatım) yokluk âleminde (Her şeyin dünyaya gelmeden önce tasarlandığı, hazırlığının yapıldığı yer) de kulağıma gene senin sesin, senin heyheylerin (Bir toplantı sonunda içilen içki dolu kadehlerin) gelir.

Her ses coşkunluklarla (Büyük isteklerle ortaya çıkan hayranlık ve heyecanlarla), fitnelerle (Karışıklarla, kargaşalarla) dopdolu;
Öyle anlarım ki o feryat, senin neyinden (Nefesini içimize üflemenden oluşan yabancı olanın anlayamayacağı sesler) gelmede.

Gecem, senin yüzünden gündüz (Aydınlık).
Dudağım, senin yüzünden kupkuru (Sana susuzluğum) ;
Fakat gam yemem (Üzülmem), çünkü ırmakların geliyor.

Atlas göğünün altında aklı başında kimsecikler kalmadı;
Çünkü önden, arkadan şarapların (Susuzluğumu giderecek temiz ve helal içecekler) gelmede.

Senin cevrinden (Eziyetinden, üzgünden), cefandan (Güçlü olmandan dolayı beni kötü duruma sokmandan) ürkerim, korkarım;

Fakat cevrin (Eziyetin, üzgün), cefan (Gücün) geldi çattı mı görürüm ki o acı nesne (Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı kötülük gelse ) de senin denizinden (Büyüklüğünden) geliyor.

Ey Tebrizli Tanrı Şems’i, söz, düşünce, güzelim esintilerle esen rüzgâr gibi canı tazeliyor, çünkü senin ovandan esip gelmede.

Geceleri aydınlatan Ay, yüzünü örtebilir;
Tutalım örttü, gizlendi;
Fakat kokusunu nasıl gizleyebilecek?

Yüzünü gizlese bile, kokusunu duyurmasa bile gene ruhani (Ruhsal) hareketlerle varlığına yüz çeşit tanık vardır onun.

O Ay, kaçarcasına, hırsızlamaca evin ardına geldi amma deli gönül de yüz türlü dualar etmede.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik;
1.    Sevgiliden gelen her söz ve davranışın seven tarafında kabul edildiğini öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretleri kendini göstermese bile dua edip kendini seven ve isteyen Tanrı âşıklarıyla beraber olduğunu, varlığını belli ettiğini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

6 Eylül 2015 Pazar

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 430 İNCİ BEYİT

430. Ay’a yüzlerce Ay katılsa güzel gözleri görmez bile;
O Huten (Çin surlarına yakın Türk bölgesi) güzelinin daracık gözleriyle bir başka güzelliği vardır.

Gök nurluysa ey can, onun ışığının vuruşundandır bu nur.
Bahçede gülen bir gül, terü-taze bir yasemin (Çiçeği) varsa gene ondandır.

Mumu, ağyarın leğeni (Yabancıların kabı) altındaysa ne çıkar?
Leğen altındaki mumun nuru gene tavana vurur.

Sen başkaları ile eşsen, bize bakıp duruyorsan bil ki biz de bedenden başka tertemiz bir de ruh var (Aynı sanma, farkımızı gör).

Şu gönül pek sarhoş oldu, şu gönül elden çıktı.
Küçüldü, inceldiyse bile o kıvrım-kıvrım, büklüm-büklüm saçlar yüzünden küçüldü, inceldi şu gönül.

Tebrizli Tanrı Şems’i, bütün aslanların padişahıdır;
O aslan, can ormanımızda konaklamıştır, orasını vatan edinmiştir.

Selviden usûl (Düzgün, gösterişli vücut), yüce boyunun kokusunu alıyorum;
Ayda yüzünün rengini görüyorum sanki.

Her şekerkamışı, tapına geliyor da hizmet kemerini kuşanıyor (Onun yolunda çalışmak için karar veriyor);
Şeker de senin helvana kulluk (Sevgiyle bağlanıp hizmet) etmeye geliyor.

Işıyan her ışık, yüzünün nurundan doğuyor;
Şarap müjde vermede, yani yârinki günün geliyor demede.

Gül, süsene usta oldu, yeşilliğe bezedi;
Çünkü ondan senin eşsiz, güzel gülüşün hatırlanmada.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik;
1.    Tebrizli Tanrı Şems’inin aramızda olduğunu, güzelliğini kaybetmediğini, ışığını yaşarken verdiği ışıktan daha fazlasını verdiğini, sevgiyle bağlanıp gönlümüze almamız gerektiğini öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
İnsan tutkulu bir sevgiyle sevince sevdiğini bütün güzelliklerde aradığını, bütün güzelliklerde sevdiğinden bir eser gördüğünü öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

5 Eylül 2015 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 420 İNCİ BEYİT

420. Yürü git, gönül kapısında otur;
Çünkü o gizli dilber (Şems Hazretleri), ya bir seher çağı görünür yahut bir gece yarısı çıka gelir.

Her şeyden ayrılan, yalnız Tanrı’yı aramaya koyulan can (kişi), eşsiz bir candır, şaşılacak bir candır (Çok içten davranan sevmeye ve sevilmeye uygun kişidir) o.

Şu sayvandan bir sayvan (İlahi bir koruyucu) gören göz, görüş sahibidir, tatlı bir lakabı vardır o gözün.

Böyle olan kişi, ruha eş olur, can verme anında ayrı bir neşesi (Mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinçten), bir zevki (Ağız tadı) vardır onun.

Ayağına taş dokunsa (Zarar görsen de sonuçta) avucuna inciler düşer (Şekli değişmeyen sırları elde edersin);

Canı dudağına gelse bir şeker dudaklının dudağını öper, emer (Ağzından çıkan sözlerden tatlılık alıp tatlılaşır).

Onun padişahlara lâyık tacı göze görünmezse de o babasız, anasız varlığın yüce bir soyu-sopu (Çocukları) vardır.

Sus, her yerde sırları yayma, olabilir ki hafif ruhlu, ehliyetli kişilerin topluluğunda da Abû-Leheb (Alev babası, Allah dostlarına inanmayanlar) bulunabilir.

Kimde benim ateşim (Aşkı düşünerek, bu duyguyla ruhunu yücelmek isteyen) varsa benden hırka giymiştir (Korunmuştur) o, Huseyn (Hazreti Ali’nin oğlu) gibi (Allah yolunda) yaralıdır, Hasan (Hazreti Ali’nin oğlu) gibi bir kadehi (Allah yolunda zehirlenmeye isteği ve hazırlığı) vardır.

Onun sevdiği Ay şu kuyuya düştüyse gam yeme;
İpe benzeyen saçlarını eline alır, ip gibi kullanır, (İçinden çıkılamayan bir durumdayken yardım eder)

Nefis zahid (Dinin yasak ettiklerinden sakınır, emrettiklerini yapar) oldu amma gene de düzelmez;
Doğruluk, düzlük istiyorsan ancak o yeşillikteki selvide (Ham kişilerin arasında düzgün bir şekilde yükselmiş, kendini gösteren kişiler) var.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik;
1.    Daima bizi Allah’ı sevdirecek, Allah nuru saçan kişilerin içimizde var olduğunu, ham kişilerin arasında yaşadığından böyle kişileri fark ederek o kişiye hizmet yoluyla yaklaşmak gerektiğini öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Gerçeklerle uyuşmak, yargı ve önerilerin özüne uygun olarak anlamak ve yaşamak isteyenlerin;

 Yalanlardan, sahtelikten, göz boyacıların oyunlarından kurtulmak isteyenlerin;

Kendi kendine bu ülküyle çalışmasının istenilen sonuca ulaştıramayacağından ille de Allah dostlarının kabul ettikleri yaşayan veya ölmüş bir Tanrı erini tutkulu bir sevgiyle severek bağlanması gerektiğini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

Popüler Yayınlar