25 Ağustos 2015 Salı

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 310 İNCİ BEYİT

310. Ey Tebrizli Tanrı Şems’i, olabilir ki senin yalımın (Alevin), senin ışığın, bir gün gökyüzündeki güneşe vurur da onu yepyeni bir tarzda bezer, güzelleştirir.

O zaman ne vakit gelecek ki seher çağında uyanıp kalkan dostlar, zerreler gibi bizi alt-üst olmuş, dağılmış-gitmiş bir halde bulacaklar?

Kimindir bu baht (Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insanın üstünde çizdiği yaşayış biçimi), o talih (Şans) ki ırmağın yanına su içmeye gelir de ırmakta Ay’ın aksini (Yansımasını) bulur.

Kimdir o Yakub’a benzeyen er ki Yusuf’un gömleğinden oğlunun kokusunu ararken gözlerinin nurunu da bulur, gözleri de açılıverir;

Yahut çöl Arabı gibi kuyuya bir kovadır, salıverir de çekince kovanın içinde şeker dengi gibi eşsiz bir güzel buluverir;

Yahut da ateş arayan Musa gibi bir ağaca yüz tutar da ateş almak isterken yüzlerce sabah bulur, yüzlerce seher elde eder;

İsa düşmandan kurtulmak için eve girer de ansızın evden gökyüzüne ağacak bir yol buluverir;

Yahut da Süleyman gibi balığın karnını yarar da o altın yüzüğü balığın karnında bulur gider;

Kimdir o er ki Ömer gibi, Tanrı elçisine kast etmek (Öldürmek) için elinde kılıç, çıkagelir de Tanrı tuzağına düşer, talihi yaver olur, bakış feyzine (Bolluğuna) ulaşır;

Yahut Edhemoğlu gibi ceylana doğru at sürer, onu avlamak isterken kendi avlanır, bir başkasına av olur;

                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Tebrizli Tanrı Şems’inin nurundan güneşin bile yararlandığını, bizim de onu tanıyıp gönül bağı kurmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Yansıyan görüntünün güzelliğinde kalmadan o güzelliğin aslını görmemiz gerektiğini öğrendik (Başı göğe çevir).
3.    Duygu ve düşüncelerimizi artırıp his dünyasında keşifler yapacak, algılar sağlayacak duruma gelmemiz gerektiğini öğürendik (Yakub).
4.    Dibi görünmeyen yerlerde keşifler yaparsak güzel insanlarla karşılaşabileceğimizi öğrendik (Yusuf).
5.    İhtiyaç için arayışta olanların kendini yakacağını sandığının aslında kendine fayda sağlayacak imkânlara kavuşabileceğini öğrendik (Musa gibi).
6.    Düşmandan kaçıp Allah’a sığınanın kurtuluşa ereceğini, göklere çıkacağını öğrendik (İsa).
7.    Hiç beklemediğim olanaklara kavuşabileceğimizi öğrendik (Süleyman).
8.    Güzel insanı öldürmek için giden kişiyi Allah’ın o güzel kişiye kul köle ettiğini öğrendik (Ömer).
                        *
İşte böyle yaren;
En büyük avcının Allah olduğunu, temiz bir yürekle Allah arayışında olanlara Allah’ın yardım ettiğini, dostlarından birini sevdirdiğini, dostlarının yol gösterdiğini, yolunu aydınlattığını, yardım ettiğini, kötü halden kurtardığını, dostları arasına aldığını öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

24 Ağustos 2015 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 300 İNCİ BEYİT

300. Sus artık, bu kadar gam yeme (Üzülme);
Âşık olan nefis, artık kötülüğü buyuramaz, fenalığa meyledemez (Yönelemez, eğilemez, gönül vermez).

Âşık benim gibi olmalı, durmadan yanmalı yakılmalı (Kavuşamamaktan sızlanıp, şikâyet etmeli), böyle olamazsa çocuk gibi oynasın dursun.

Ey Ay bile kendisine kul-köle kesilen dilber, Ay yüzlü senin gibi olmalı da bütün Ay yüzlülerden üstün, hepsinden güzel olmalı, hepsine de nazlanmalı.

Âşık dediğin benim gibi gerek;
Öylesine sarhoş olmalı, öylesine kendinden geçmeli ki ne halkla uzlaşmalı, ne kendisine bir hayrı olmalı.

Ey benim tek binici padişahım, atlı senin gibi olmalı da vehimden (Kötü ihtimalleri akla getirip yanlış ve yersiz düşünceye saplanıp olmayacak bir şeyi olacakmış gibi kabul etmekten kurtulmalı), şüpheden (Gerçeğin, doğrunun ne olduğunu kestirememekten oluşan kararsıztan) o yana at sürmeli, eşip (Araştırıp inceleyerek doğruyu bulmalı, yanlıştan, kararsızlıktan) uzaklaşmalı.

Aşk abıhayattır (Ölümsüzlüktür), seni ölümden kurtarır;
Kendisini aşka atana ne mutlu.

Bu can, yaş dala benzer, kendine çekedur (Çekmeye devam et);
Bil ki ne kadar çekilirse sana doğru o kadar eğilir.

Benim canım da, gönlüm de o madene dalmış, sarhoş olmuş, gitmiştir;
Her gün, aşka yeni tutulmuş gibi başka bir yol-yordam kurmaya girişir.

Çenk (Arpı andıran telli çalgı) gibi gamdan iki büklüm oldun mu o vakit seni tatlı-tatlı bağrına basar, vasıtasız okşamaya, sevmeye koyulur.

O aslana meftun (Tutkun, gönül vermiş, vurgun) olan ceylanın kanı değişti, tazeleşti mi aslan, onu sağ yanına alır da beraberce salına-salına yürür gider.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    İsteklerini bire indirip Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan kişiyi tutkulu bir biçimde sevip bağlananın kötülükler önermeyeceğini, ahlak anlayışına uymayan davranışlara yönelmeyeceğini öğrendik.
2.    Tutkulu sevdiğimize her an ulaşmanın zevkini duymamız, uzak kalında sıkıntımızı anlatmamız gerektiğini öğrendik.
3.    Sevilen kişinin Ay’a bile ışık verecek, karanlıkta yolunu göremeyenlere ışık vermesi, kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen davranışta olması gerektiğini öğrendik.
4.    Çocukluktan kurtulmak için; Allah’a giden yolu gösterip, bu yolu aydınlatana sevgiyle bağlanıp hizmet etmemiz gerektiğini, bir arada olunamadığı zaman sıkıntı duymamız gerektiğini öğrendik.
5.    Tutkulu bir sevgiyle seven kişinin sevdiğinin güzel özelliklerini gördükçe, anladıkça hayran olup kendinden geçmesi gerektiğini öğrendik, anladık.
6.    Allah’a kavuşmuş, bize bu yolu öğreten kişiye yakın olmak için benliğimizden, ben merkezli davranışlarımızdan, toplumun kınayışlarından uzaklaşmamız gerektiğini öğrendik. 
                                *
İşte böyle yaren;
Canımızın isteklerini aşk ülküsüne doğru çekmemiz, aşk madenine dalmamız, aşkın her an yeni yollar açtığını görmemiz ve iyice yoğunlaştığımız zaman aşkın varlığının bizi sevmeye, kabul etmeye başlayacağını, böylece Aşkın insanı ölümsüzleştirdiğini, öğrendik, anladık.

Cesur, yiğit, gürbüz kişiye gönül verenin, hizmet edenin hasta kanının sağlam kanla değişeceğini, tazeleşeceğini, o güzel kişinin yanında yer alacağını öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

23 Ağustos 2015 Pazar

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 290 İNCİ BEYİT

290. İki göz denizi boyuna (Devamlı) onu arıyor, fakat bulamıyordu.
Bilmiyordu ki o incinin bir başka denizi var.

Aşkla iki (Madde ve mana) dünyayı alt-üst ettim;
Burada ne diye arıyordum sanki?
Bir başka yeri var onun.

Bugün, gönlüm aşk (Seven), yarınsa maşuk (Sevilen);
Bugün gönlümün gönlünde bir başka yarın var.

Padişah (Şeyh) Salâhaddin gizliyse şaşılmaz buna;
Tanrı onu öylesine kıskanıyor ki her an bir başka lalası (Özel eğitmenleri, bakıcısı) var onun.

Can paralanmaz (Parçalanmaz), bölünmez;
Benden al somun parçasını, ekmek dilimini;
Aşkımıza düşüp avare (İşsiz, güçsüz, başıboş, aylak) olan, asla avare sayılmaz.

Birisinin hırkası (Giysisi) ben oldum mu asla çıplak kalmaz o.
Birisinin çaresi (Engelde kalınca, bir sonuca varamadığı, tutulması gereken yolu bulamadığı, çözüm yolu bulamadığı zaman müracaat ettiği ben) oldum mu çaresiz kalmaz o.

Birisine mevki (Önemsediği kişi) ben olursam nerden azledecek o?
Mücevher (Değerli bir hale gelen) kesilen taş, artık bir daha taş (Geri dönüş) olmaz ki.

O iştiyak (Özlem) çekenlerin kıblesi (Sıkıntılı bir durumda yardım umularak başvurulan yer) asla yıkılmaz (Yok olmaz).
O sükut edenlerin (Susmayı seven, az konuşanların) Mushaf’ı (Sahife haline getirilmiş kitap), otuz cüze bölünmez.

Şu gözlerim sakilik eder (Allah’ı sevdirir, Allah nuru saçar), yaşlar akıtır amma onun (Şems Hazretlerinin) mahmur gözleri olmadıkça ne sarhoş olur, ne kimseye şarap sunar.

Âşık hasta olur amma ölmez;
Ay gedilir (Gedik açılır), zayıflar amma yıldız olmaz.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Tutkuyla seveceğimiz kişiyi yüceliklerde gönül gözü ile aramamız gerektiğini, baş gözüyle dünyada aramamızın sonuç vermeyeceğini öğrendik.
2.    İnsan yüce kişiyi tutkuyla severse sonrasında kendisinin de sevilen olacağını öğrendik.
3.    Şeyh Salâhaddin’in Allah’ın gizlediği özel dostlarından olduğunu öğrendik.
4.    Mevlana Hazretlerine dost olanın asla başıboş, aylak biri olmayacağını öğrendik.
5.    Mevlana Hazretlerine dost olanın onun değerlerini üstüne alanın yoksul kalmayacağını, mücevher haline geleceğini öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerini büyük kabul edenin, sevip sayıp dediklerini doğru kabul edip uygulamaya çalışanın; ölümsüzlüğü elde edeceğini, zayıflasa bile aşağılara düşmeyeceğini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

22 Ağustos 2015 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 280 İNCİ BEYİT

280.Sen kendini birisine, amma bir ölüye vakfetmişsin;
Bense cana, cihana sahip olana vakfetmişim (Adamışım) kendimi.

A dost, sen de gel, gel de bize dost ol, çünkü canında canımızın eseri var, nişanesi (Eseri, izi, belirtisi) var.

Tebrizli Tanrı Şems’i, varlık göğünün bir güneşidir ki doğdu;
Ne göktür o gök ki orda dönüp durmada.

Bugün yüzün, bir başka yüz, bugün tatlı dudaklarında bir başka tat var.

Bugün, güle benzeyen lâ’l dudakların bir başka daldan bitmiş;
Bugün, Ay’a benzeyen yüzün gökyüzüne sığmıyor;
O gökyüzüne benzeyen göğsünde bir başka ferahlık, bir başka genişlik var.

Bugün fitne, yatağından hangi tarafından kalktı, bilmiyorum;
Şu kadar biliyorum ancak, onun yüzünden âlemde bir başka kavga var, bir başka gürültü var.

İki âlemden de dışarı, bir başka yazıda yayılan, aslanları bile avlayan, yere yıkan o ceylan, bugün, gözlerinde göstermede kendini.

Şu sevdalara düşmüş gönül gitti, gönül de kayboldu, sevda da;
Çünkü onun, bundan daha üstün bir sevdası var şimdi.

Âşığın ayağı olmazsa eseli kanatla uçar;
Başı olmazsa başka başları vardır onun.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Gönlümüzü, kalbimizi, canımızı ölümsüzlüğü kazanmamış birisine adamamızın yanlış olacağını öğrendik.
2.    Mevlana Hazretleri kendisine dost olunmasını istediğini, bu dostluğun gereği olarak canımızı Allah’a götürecek yol ve izlerinin kendisinde olduğunu, yardım edeceğini öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin yüce özelliklerini Mevlana Hazretlerinin gördüğünü, bize tanıtarak sevmemizi ve bağlanmamızı, güzelliklerinden istifade etmemizi önerdiğini öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Mevlana hazretlerine dost olursak Allah’a canımızı yaşarken götürme yollarını öğrenip uygulayabileceğimizi, bu yolda yücelikle donanmış güzelliklere sahip Şems Hazretlerini gönülden sevmeyi ve tanıma imkânına kavuşabileceğimizi, Tutkulu bir sevgiyle doğru kişiyi seven kişinin; herkes tarafından kıskanılacak olanaklarla donanacağını, öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

Popüler Yayınlar