8 Temmuz 2015 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3450 İNCİ BEYİT


3450. (Mevlana Hazretlerinin Tanrı güneşi Şems Hazretleri ile konuşması)
Gönüller alan yüzü yalımlandı (Alevlendi), ateş gibi kızardı da yeter dedi, çek elini, niceye bir yoksulluk?
(Şems Hazretleri Mevlana Hazretlerine: Bırak beni, ne zamana kadar sürecek senin fakirliğin? dedi)

Dedim ki:
Tanrı elçisi,” Bir şey dileyeceksen güzel yüzlülerden dile ki elde edesin” dedi.

Dedi ki:
“ Güzel huylu kişi, kendi dileğini diler, kendi isteğinin peşindedir, huyu da kötüdür:
Çünkü nazlansa (Kolayca kabul etmese de) da değer, cevretse (Eziyet etse) de.

Dedim ki:
“ İş böyleyse cevri (Eziyeti), cana can bağışlar;
Sına da (Bilgimi, yeteneğimi, yeterliliğimi imtihan et de) bak, sınadığın her şey, bir definenin tılsımıdır (Saklı hazinenin doğaüstü işler yapabilen gücü olduğunu gör)”

Dedi ki:
Bu ham (Olgun olmayan) bir söz;
Nerde güzel yüz?

Bu renk, bu şekil tuzaktır (Birini güç ve tehlikeli duruma düşürmek için yanıltıcı oyunlardır), düzendir (Hedefe ulaşana kadar kurulmuş sistemdir), vefasızlıktan (Sevgiyi ve bağlılığı sürdürememekten) ibarettir.

Birinde canlar canı yoksa bil ki alım da (Çekicilik) yoktur;
Fakat nice kişiler, yok olup gidecek bir surete (Görünüşe, biçime) can feda eder.

Dedim ki:
Ey güzel yüzlü, sen yoğu var et, bakırımızı altın haline getir, sen kimyanın da canısın.

Kimya (Temel yapıları güçlü olanın güçsüz olanı çözümleyip,  başka yapı ile birleşimi, dönüşüm yapma kuvveti) gelince bakırın ona teslim olması gerekir;
Buğdaysın amma değirmenden dışarıdasın sen.

Dedi ki:
Şükür de etmiyorsun, bakırı da tanımıyorsun;
Şu gösterdiğin, şu söylediğin şeylerde şüphem var, kıyaslamaya düşmüşsün.

Ağlamaya başladım, zârı-zârı ağladım da hüküm senin dedim, feryadıma eriş, yardım et bana ey aydınlığın özü, aslı (Şems Hazretleri).
                          ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    İç güzelliğin insanın yüzünde kendini göstereceğini, yüzünde görüp anlayabileceğimizi öğrendik.
2.    Dileğimizi elde etmemiz için içi dışı güzel kişiden istekte bulunmamız gerektiğini, fakat bunun kolayca olmayacağını bilmemiz gerektiğini öğrendik.
3.    Güzel yüzden çok daha değerli ve önemli olanın çekicilik olduğunu, çekiciliğin gücünün candan geldiğini öğrendik.
4.    Güzel görünümün geçici bir güzellik olduğunu, boya ve hilelerle aldatmaya yönelik olduğunu, aldanmamamızın gerektiğini öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Daha değerli bir hale gelmek istiyor musun?
Şems Hazretlerinin potasında erimelisin.

Aydınlığın, güzelliğin, canın özü olan Şems’i Tebrizi Hazretlerine tutkulu bir sevgiyle bağlanmamız, bizi değerli bir hale sokması için hükümlerine boyun eğmemiz, ağlayışla yardım istememiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

7 Temmuz 2015 Salı

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3440 İNCİ BEYİT

3440. (Mevlana Hazretlerinin Tanrı güneşi Şems Hazretleri ile gönül yolundan konuşması)
Elimi başıma götürdüm, yani mahmurum (Ne yaptığımın farkında değilim, sarhoş gibiyim) dedim;
Mahmursun amma dedi, bu mahmurluğu biz vermedik mi sana, bizim mahmurumuz değil misin?

And olsun Tanrı’ya dedim, dönen gök gibi benim de kararım yok (Ne yapacağıma, nasıl davranacağıma karar veremiyorum) ;
Evet dedi, kararın yok amma bizde karar etmedin mi sen?

Şeker gibi dudakların dedim;
Dudaklarını ısırdı, yani bu sırrı gizle dedi, sırdaşımız değil misin bizim?

Ey seher çağı çileyen (Ezgili ses çıkaran) bülbül, bazı-bazı sor hatırımızı;
Nihayet sen de garipsin, sen de ülkemizdensin bizim.

Göklerde uçan kuşsun, yerlere konan kuş değilsin sen;
O dünyanın avısın, bizim çayırlığımızdansın, bizim çimenliğimdensin sen.

Kendi varlığından yok olmuşsun da sevgilinin varlığına bürünmüşsün, onun varlığıyla var olmuşsun, ya Tanrı nurusun, ya Tanrımızsın bizim

Balçıktan doğdun da bir ateş içine düştün;
Değil mi ki bizimle kumar oynuyorsun, kârı (Kazancı), ziyanı bir say.

Buraya ikilik sığmaz, şu ben, biz de ne oluyor ki?
Mademki bizim sayımızdasın, şu ikisini bir say.

Sus ki senin her nüktende (İnce anlamlı, düşündürücü sözünde) bir can var (Ruha güç veren kuvvet var), herkese can verme, bize can vermedin mi sen?

Dün eteğini tuttum da ey ihsan (İyi davranan, iyilik eden), ey kerem incisi (Değeri ve şekli değişmeyen büyük) dedim, gecen hayır olsun deyip gitme, incitme bizi, bu gece bizimsin sen.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Aşkın âşık olana etkisinin ne yapacağını bilemez hoş bir şaşkınlığa düşüreceğini öğrendik.
2.    Allah sevgisinde karar edenin; Allah’ın gönderdiği dostuna da karar edeceğini, seveceğini, önce hoş bir şekilde şaşkınlaşacağını fakat gönderen bilinince de hemen kabul edileceğini öğrendik.
3.    Allah’ın varlığında kendini yok edenin Allah’ın nurlarıyla donanacağını, sözlerinin Allah sözleri olacağını öğrendik.
4.    Yücelerde kendine yer bulmuşların gıdasının da yüce olacağını öğrendik.
5.    Allah ile bir olan her kişinin birlik içinde olduğunu, kazancın da zararın da aynı mesafede olduğunu, benliğin senliğin kalmadığını, öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerinin Hak dostu, Hak güneşi Şems Hazretlerinden bir an olsun bile ayrılmak istemediğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

6 Temmuz 2015 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3430 İNCİ BEYİT

3430. Sevdalılarımızı her an okşuyorsun,
Fakat pazarcılarımızı, paraya-pula düşkünleri ağlatıp inleterek öylesine çekip sürüyorsun ki.

Diken zahmeti çeken âşıklara gül bahçesini gösteriyorsun,
Fakat neşe gülünü yalnız kendisine mal etmek (Kendi malı, eseri, buluşu gibi benimseyenleri) isteyenleri de dikenliğe çekiyorsun.

Ateşe girene lütfediyor (İyilik ediyor), suya bir yol açıyorsun, suya kaçanı tutuyor, ateşe atıyorsun.

Yeryüzünde yürüyen alçak gönüllü Musa’ya yücelikler veriyorsun, ululuk dileyen Firavun’u ayıplara (Eksikliklere, yanlışlara), ârlara (Utanç içine) uğratıyorsun.

Bu tersine çakılmış nallarla sopa dileyen Musa’yı; yılana sevk ediyorsun, hikmetinden sorulmaz ki!

Ey irademizi (Bir şeyi yapıp yapmama gücü), ihtiyârımızı (Seçme gücümüzü) alan, sensin ihtiyârımız, irademiz bizim;
Ben bir safran dalıyım, Laleliğimiz sensin bizim.

Gamın öldürdü beni dedim de dedi ki:
Gamın ne haddine, gam, şu kadarcık da mı bilmez;
Sen, sonucu (Sonuç olarak) dostumuzsun bizim.

Ben bağım, bahçeyim, fakat güz mevsimi yaktı yandırdı beni;
Bağımı, bahçemi güldür, nihayet baharımızsın bizim.

Dedi ki:
Sen bizim çengimizsin, sendeki bizim sesimizdir;
Hal böyleyken nedir bu ağlaman, zaten kucağımızdasın bizim.

Dedim ki:
Her hayal başımı ağrıtmada;
Kes başını hayallerin dedi, sen Zül-fekaarımızsın  (Hz. Muhammed’in Hz Ali’ye armağan ettiği ucu çatallı kılıç) bizim.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Mevlana Hazretlerine düşkün olan âşıklara Allah’ın sevgi ve şefkat gösterdiğini, bilgilerini kendi malı, kendi sözü gibi pazarlayıp kendine çıkar sağlayanları da ağlatıp, inlettiğini öğrendik.
2.    Mevlana Hazretlerinin eleştiri sözlerini duyup doğru kabul ederek gönülden benimseyenleri Allah’ın güzelliklerin topluca bulunduğu alana götürdüğünü, sadece işine geleni, hoşuna giden, önemseyip diğer doğrulardan uzaklaşanı da acı duyacağı yere doğru sürüklediğini öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinin öğretisiyle kendini öz eleştiriye alanları suçluluk duyanlarını Allah’ın bu duyguyu yok ettiğini, öz eleştiriden kaçanları ise büyük üzüntü ve acıların içine attığını öğrendik.
4.    Mevlana Hazretlerinin öğrettikleri ile alçak gönüllü olanları Allah’ın ulu yaptığını, ululuk isteyenleri ise utançların içine attığını öğrendik.
5.    Allah’ın dilediğini yaptığını, tüm kontrolün elinde olduğunu, bize ters veya yanlış gelenin sonuçta iyi ve iyilik oluşturduğunu öğrendik.
6.    Her dileğimizin, her davranışımızın Allah’ın kontrolünde olduğunu öğrendik.
7.    Allahın biz olarak işaret ettiğinin kendi dostları olduğunu, dostlarından kendisini ayrı tutmadığını öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
 Mevlana Hazretlerini, Şems Hazretlerini Allah’tan ayrı düşünmemek gerektiğini, çünkü onların kendi varlığını yok ederek Allah’ın varlığında var olduklarını öğrendik, anladık.

Mevlana Hazretlerinin sözlerinin Allah’ın sözleri olduğunu, Mevlana Hazretlerinin dilinden bizlere öğüt verdiğini, yolumuzu aydınlattığını, nurunu buradan verdiğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

5 Temmuz 2015 Pazar

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3420 İNCİ BEYİT

3420. Aşk nedir bilir misin?
Beni (Benliği), bizi (Taraftarlığı, tutuculuğu), varlık davasını (Kişiye güven veren maddesel güce sahip olmayı) bırakmaktır;
Güzellikleri, güzelleri yaratanda her dileği, her isteği yok etmektir.

Şu sözler, şu tüten duman, benim dumanımdır;
Ateşimse gönüllerdedir, o dumanın ardındadır;
Aşkım, her gün, durmadan artmaktadır.

Gönlüm seni istedikçe istiyor;
Yarabbi, sen bu istekten kurtarma beni;
Yarabbi, beni görüyorsun, tenzih ederim noksanlardan seni (Kusurlu ve kabahatli olmadığını, kötü özelliklerden temiz olduğunu bildiririm), sen fazlalaştırdıkça fazlalaştır (Aşk) ateşimi.

Tenzih ederim noksanlardan beni göreni, tenzih ederim noksanlardan beni görüp gözeteni, tenzih ederim noksanlardan, beni sınamak için değil, lütuf (İyilikler vermek) için beni çağıranı.

Sus, zaten manaların ârılığında bile (Yabancı olandan temizlenmiş, katışıksız saf haline gelmiş) yüce olan, manalara bile sığmayan aşk yüzünden ne hale geldiğimi yüzümün rengi yahut gözyaşlarım anlatmaktadır.

Çalgıcı mızrabını tellere vurdukça şu yola düşüp tembelleşenleri işe-güce çekmedesin.

Ey aşk, ayrılık âlemine geldin de şu yolda kalanları tutup sevgiliye götürüyorsun.

Yol vuranların kötülüklerine bakmıyor, onların inadına dünyaya emniyet (Önem) veriyorsun da gönül şehrindeki hırsızları tutuyorsun, darağacına (Ölmeden önce ölüme) sürüklüyorsun.

Düzenbazı (Hile yoluyla aldatanı) görüyor, bir düzenle  (Aldatarak, yanıltarak) gözünü kör ediyorsun;
Fakat dostu gördün mü alıyor, mağaraya çekiliyorsun (Saklıyorsun).

Yörük atlara altın eğer vuruyorsun (İstenilen, beğenilen nitelikte olanları, hoşuna gittiklerine değerli kişiyi üzerine binip yol alsın diye imkân tanıyorsun), kötü semerlileri de yük altına sokuyorsun (İstemediklerine, beğenmediklerine dünyalık sevgiyi vererek mal, para peşine sürüklüyorsun).
                            ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Benlikten, bizlikten, tutuculuktan, her an elimizden gidecek olan maddelere güvenip bağlanmaktan kendimizi kurtarmamız, dileğimizin isteğimizin bizi yaratan Allah’ta toplanması gerektiğini öğrendik.
2.    Hazreti Mevlana’nın isteklerinin, beklentilerinin, merakının oluşturduğu sıcaklığın bir insanın tahammülünden daha ileride olduğunu öğrendik.
3.    Değişik her olayın Hazreti Mevlana’nın Tanrı’ya kavuşma-buluşma isteğini tetiklediğini, Tanrıya özlemini artırdığını öğrendik.
4.    Tanrı’nın dostlarını sakladığını, özel sohbet ettiğini öğrendik.
5.    Tanrı’nın dostlarının üzerindeki yükünü alıp rahatlattığını, dost edinmediklerini de dünyalık uğraşlarla uğraştığını öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Hazreti Mevlana’nın Allah’a olan aşkının kendini gösterdiği kişinin Şems Hazretleri olduğunu, Şems Hazretlerine olan aşkın Allah’a olduğunu, bu güzellikleri değişik şekilde veren ve yaşatanın Allah olduğunu öğrendik, anladık.

Kafan karışmasın yaren!
Allah kendini ve düzenini peygamberleri ve indirdiği kitaplar üzerinden öğretmiş ve anlatmıştır.

Peygamberler de Allah’ı indirilen kitaplar, kendilerine Cebrail Hazretlerinin getirdiği sözler üzerinden öğretmiş ve anlatmışlardır.

Yani bilinmeyen bir şey bilinen üzerinden anlatıldığından Mevlana Hazretlerinin Allah dostu Şems Hazretleri için söylediği sözler ayrı olmadığını ve Allah’a olan aşkın dışına çıkdığını öğrendik, anladık.

Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerine aşık olmasının gittikçe de ateşinin kızışmasının nedeninin bu güne kadar hiç söylenmemiş Allah sözlerinin, sırlarının Şems Hazretleri vasıtasıyla söylenmiş olması olduğunu öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

Popüler Yayınlar