12 Haziran 2015 Cuma

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3190 İNCİ BEYİT

3190.  Çok sarardığımı, sapsarı olduğumu gördün de beni öldü sandın;
Birinin eşi-dostu sen olursan nasıl ölür o?

Efendim, ruhum, hastalandım, ateşler içinde cayır-cayır yandım da gelip halimi-hatırımı sormadın, ey sıhhatim (Sağlığım, esenliğim), devâm (İlacım, çarem), iniltilerimi duymadın bile.

Çok çekindim, uzun müddet sabrettim, fakat bugün de nazın (Cilven, edan), nazeninliğin (Cilveli nazlı, narin ince yapın), aslına naz etmeye başladım.

Bu gece Ay doğunca can ilacım gelir;
Ey zahmet (Güçlük), ey elem (Acı, dert, keder, üzüntü), demirden yapılma bir burç (Kale çıkıntısı)  bile olsan muma dönersin.

Gece, bu kulun halini, hatırını sorar, vaktin gecikmesinden korkmaz;
Gece de o koca sağrak (İçki kupası) yokken, hiçbir meze bulunmazken sarhoş olur gider.

Ey feryat, niceye bir sürüp gideceksin?
Çiy tanelerinden de fazlasın, bu değersiz kula sen de pusu kurmuşsun.

A kardeş, ne olur bir gececik de uyumasan;
Mum gibi diri olsan, kıvılcım gibi uyumasan.

Gök kapıları geceleyin açılır, bahtları açar;
Sen de Ay gibi uyumasan yıldızın aydın (Başarın herkesin dikkatini çekecek durumda, ün kazanır) olur, güzelleşir, iyileşir.

Gökyüzü eriysen o âleme iştiyakın (Özlemin) vardır;
Gökyüzünden aşağı bir yerde kalmazsın, yücelerden başka bir yerde yatıp uyumazsın.

Habeş askeri, geceleyin Rum ülkesine (Anadolu’ya) saldırınca Kayser (Rum imparatoru) gibi debdebelerle (Haşmetle, ululukla, büyük bir gösterişle) karşı durman, uyumamam gerektir.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Yüksek bir er isek yerde dünya işleriyle tamamıyla uğraşmaktan kendimizi kurtarıp yücelere gitmemiz gerektiğini öğrendik.
2.    Aradığımız güzelliklerin ve iyiliklerin gökyüzünde olduğunu, Hak dostlarının kılavuzluğuyla gökyüzüne çıkmamız gerektiğini öğrendik.
3.    Seven ve sevilen arasında cilveler olduğunu öğrendik.
4.    Dünyalık savaşlarda korkak davranmanın aşağılık bir davranış olduğunu öğrendik.
                                    *                                                                                            
İşte böyle yaren;
Gecelerin çok kıymetli olduğunu, değerlendirilmesi gereken en kıymetli zamanlar olduğunu öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

11 Haziran 2015 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3180 İNCİ BEYİT

3180.  O padişah (Şems Hazretleri ruhuna Allah sevgisi, Allah nuru isteyenleri bulup ) avlanırken seyrine gittim;
Gördüm ki o Ay, neşeli bir halde, gülerek tozlar içinde at koşturmadaydı.

Bakışıyla bana bir ok attı;
Öylesine büyük, öylesine katı oku, tuttu da arık mı arık (Zayıf, sıska, kuru, cılız) bir ava attı gitti.

Aşkının gül bahçesinden ciğerime bir tikendir, saplandı;
Tiken amma nasıl tiken;
Yüzlerce gül bahçesi, o tikene kul (Sevgiyle bağlanmış), köle (Hizmet eden olmuş).

Aşkındaki zevke karşı can nedir?
Bir tozdan ibaret (Oluşan, meydana gelen).

Güneşinin ışığına karşı can nedir?
Bir buğu (Su buharı) ancak,

Yüzünün aşk bahçesinde gülden bahsedersen;
Yahut çınardan söz açarsan, dilerim, Tanrı olsun düşmanın.

Büyücü gözlerinin yüzünden ancak senin şairin olduk;
Bir başka güzel yüzlüye âşık olamıyoruz, mazeretimiz (Özrümüz) pek büyük.

Yarabbi!
O gün gelecek mi ki o padişahı, bütün varlığa, ateş gibi yüzünden bir nurdur salmış, salın-salına geliyorken göreceğim.

Görecek miyim ki, acı canım, balıyla tatlılaşmış;
Görecek miyim ki, bir kıvılcımla yeni baştan bir heyecandır düşmüş canıma.

Şemseddin’in aşkıyla sevgi Tebriz’i, bu an her kulağa bir ezgi haline gelmiştir, her göze bir seyran yeri olmuştur.

Sana sitemlerim (Öfkem yo ama yaptığın bu hareket bende alınganlık, üzüntü, kırgınlık uyandırdığını belirtmeme gerek) var, neden böylesin sevgili?
Hastayım, gücüm kuvvetim yok, ne diye gelmezsin, beni görmezsin?
                            ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Şems Hazretlerinin avcı olduğunu, Mevlana Hazretlerinin de av olduğunu, ikisinin bir ve beraber olduğunu öğrendik.
2.    Mevlana Hazretleri her an Şems Hazretlerini görmek istediğini, göremeyince üzgün ve kuvvetsiz duruma düştüğünü öğrendik.
                                    *                                                                                            
İşte böyle yaren;
Özünü sevdiğinde görenin, gönlünü sevdiğine verenin; sevdiğinin ayrılması ile büyük üzüntülerin oluşacağını öğrendik, anladık.

Beraber olmanın alışkanlığından ayrılmanın üzüntü verdiğini, fakat sevilenden ayrılma kadar üzüntünün şiddetli olmadığını öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

10 Haziran 2015 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3170 İNCİ BEYİT

3170.  Gene o doğan (Avcı) geldi, gene o her yalvaranı, her yakaranı avlayan gelip çattı;
A baykuş, şom (Uğursuz) değilsen ne diye kaçarsın ondan?

Mahallesinde tere (Bilgi) satan, bu aklı bile almaz, bu akla bile değer vermezken sen tuttun da tereyi götürdün, başına koydun, bir dikkat et de gör, ne kadar uzaksın ondan, ne kadar uzak.
 (Tereciye tere satmak: Birine çok iyi bildiği bir şeyi öğretmeye kalkmak)

Gene o tecelli (Belirme, görünme, ortaya çıkma, meydana çıkma), yüceler yücesi tapıdan ( Allah’tan) geldi, erişti.
Ey ruh, naralar at (Bağır, haykır).
Musa’nın, Tûr dağısın (Allah ile konuştuğu yersin) sen.

Ey zamanenin kıblesi, gene eve geldi;
And olsun Tanrı’ya ki sen, dinin Salâhısın (Düzelme, iyileşme, iyilik) daima zuhur (Ortaya çıkma, görünme, belirme, baş gösterme, meydana çıkma) edip durmadasın sen.

Binlerce düzenle, binlerce masalla öylesine bir dost hayali geldi ki nerde güzel varsa ayağının önünde ölsün, can versin.

Çok güzeller gördün, çok huriye benzer dilberler duydun, fakat buraya gel de şu sevgilinin güzelliğine bak, alımını seyret.

Canım onu bulunca varlığım yok oldu, ayağını tuttum, elden kaldım, bir iş gelmiyor artık elimden.

Ey çalgıcı, Allah, Allah…
O padişahın aşkıyla çengi, şu yoldan, bir hoşça çaladur.

O güzelim yüzlerden, gönülde şaşılacak, görülmemiş bir heyecan var, şu altına dönen yüzüm, onun yüzünden ayarı tam bir hale gelmiş.

Dediler ki:
Neden ağlıyorsun, iki (Madde ve mana) âlemde de nedir bu feryadın?
Dedim ki:
Evet, iki âlemde de ancak bu feryat yeter bana.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Kendini acındıracak sözlerle, saygılı bir biçimde ve ısrarlı olarak, içten yalvararak Allah’tan istekleri olan kişileri Şems Hazretlerinin ele geçirdiğini öğrendik.
2.    Uğursuz olmayanların Şems Hazretlerine direnmediğini, karşı koymadığını öğrendik.
3.    Çok bilginin ortada dolandığını, insanların bu bilgi ile bildiklerini sandığını, Şems Hazretlerinin sözlerini her aklın anlayıp kavrayamadığını öğrendik.
4.    Şems Hazretlerinin sözlerinin Allah katından gelen sözler olduğunu, aracısız bildirilenler olduğunu öğrendik.
5.    Şems Hazretlerinin dini inancı yanlış yetersiz olanları düzelttiğini, iyileştirdiğini, iyilik yaptığını öğrendik.
6.    Kendimizi yok edip tamamen canımızı teslim edeceğimiz kişinin Şems Hazretleri olduğunu öğrendik.
                                    *                                                                                             
İşte böyle yaren;
Allah’a içten samimi duygularla yalvarıp ağlayana Allah’ın dostlarından birini sevdirerek bağladığını öğrendik, anladık.

Kendisine bağlanan kişiyi Hak dostunun düzelttiğini, iyileştirdiğini, iyilik yaptığını öğrendik, anladık.

Şems Hazretlerinin sevdiği kişiye, kendisine sevgi ve bağlılıkta bulunana iyilik yapılarak düzeltme ve iyileşme yaptığını, bu yapacak gücü ve yetkisin olduğunu, sırlara sahip olduğunu Hazreti Mevlana’dan dilinden öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

9 Haziran 2015 Salı

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3160 İNCİ BEYİT

3160.  (Hazreti Mevlana’nın Şems Hazretlerine özlemi, özelliklerinin güzelliğine övgü)
Padişahım, gönüller diyarında bize Zühre’yi  (Venüs’ü) (Bu yıldıza bakanın kalbine sevinç geldiği tecrübe ile anlaşılmıştır) yolla da çalıp çağırsın;
Çünkü canların sema meclisinde şu tefle ney yaraşmıyor.

Hayır, hayır, güneş bile aciz kaldıktan sonra Zühre (Venüs) kim oluyor ki?
Bu hararete (Sıcaklığa, coşkunluğa, ateşliliğe) tahammül etmek (Gücüne, zorlayıcı etkenlerine dayanabilmek), her çalgıcının harcı değil,

Gene heyecandan perişan etmeye, yıkıp dökmeye geldin bizi;
Zebûr) nağmeleriyle (Davud peygamberin kitabı olan makamla okunan sureler “Mezâmîr” zamanenin Davud’ usun sen.

Ya şeker kamışlarıyla dopdolu bir Mısır’sın yahut da hayata bir Yusuf’sun;
Fakat neden Yakub’a sormazsın;
Nasılsın bu sabırla, dayanabiliyor musun bu derde diye?

O kıyamet, gene geldi fitnelerle (Karışıklıkla, kargaşayla), kınayışlarla (Ayıplamalarla);
Ya güneşsin dedim yahut da nurun nuruna da nursun sen.

Ey gökyüzü, şu an için dönüp durmadasın, kararın yok;
Ey yer, sen de bu gamla susuyorsun, huzur içinde kalakalmışsın adeta.

Ey perilerden (Cinlerin güzel dişisi gibi) güzel dilber (Alımlı, güzel)!
Ey fitnesi bile tatlı dilber!
Gönül, öylesine kıskanç (Sevgide ve ilişkide başkalarının ortaklığını kabul etmeyen gönül), öylesine kıskanç ki kıskançlığından adını bile söylemiyor.

Güneş doğunca, senin güneşten aydın yüzün dururken bilgisizlikle, körlükle ne diye kendini gösterir, bilmem ki?

O Süleyman (Peygamber), gene geldi, padişahlık tahtına kuruldu;
Canlar ver ona, karıncadan da daha aşağı değilsin ya.

Ne diye perde ardında otura kaldın (Saklandın hareketsiz kaldın), niçin rüsva olmadın (Hareket edip saygı gösterip hizmete başlamadın)?
Bu, inatçılıktan (Direnme, ayak diretme) değil, hayvanlıktan (Akılsızlıktan, duygusuzluktan, kaba olmaktan).
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Şems Hazretlerinin nurun nuru yani nura nurluk veren kimyanın kaynağı olduğu öğrendik.
2.    Şems Hazretleri gibi bir insandan kaçmanın, gizlenmenin, çekingen davranmanın doğru olmadığını, her türlü rezilliği göze alarak hizmet etmek gerektiğini öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin aydın ve güzel yüzlü olduğunu öğrendik.
                                          *                                                                               İşte böyle yaren;
Hak dostunun güzelliğini görüp ne pahasına olursa olsun âşık ve onun hizmetinde olmamız gerektiğini öğrendik, anladık.

Koskoca Mevlana Hazretlerinin öve, öve bitiremediği güzelliklere, kuvvetlere, yetkilere sahip Şems Hazretlerini tanımamız, tutku ile bağlanmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

Popüler Yayınlar