8 Haziran 2015 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3150 İNCİ BEYİT

3150.  Âdem, sonucu (Bir gelişim ve girişimden) dökülüp saçılan başaktan bir tanecik yedi, hâlbuki sen, vuslat (Sevgili ile buluşma) sümbülüsün (Keskin kokulu, çok renkli, çok yıllık süslü bitkisin), orakla biçilmeyeceğinden eminsin sen.

Gazel söylemezsem ağzı yarar benim, çal çağır, fazlalaştır sözü, fazlalaştır neşeyi, nihayet sen bir davulcusun der.

Savaşta yüzümüze kalkan tutmayız biz.
Sema ederken ne neyden haberimiz vardır, ne teften.

Zaten aşkıyla yok olmuşuz, aşkın ayakları altına serilmiş-iz.
Kat-kat aşkız biz, aşk.
Kel (Gelişmemiş) değiliz, sağır (Vurulduğu zaman ses vermeyen, donuk) değiliz.

Kendimizle savaşmış, varlığımızı yok etmişiz de tamamıyla âşık olmuşuz, bizde nazardan (Bakıştan) başka bir şey yok, sürmenin ne faydası olabilir bize?

Araz (Belirti) olan her beden, garezlere can olur, gönül kesilir.
Hastalıkları erit, yan-yakıl da kurtul.;
Çünkü hastalıkların içinde donmadan, buz kesilmeden beteri yoktur.

O yanıp eriyişin şiddetinden, o iltifatın sevdasından ciğerim kan kesildi, bende ciğer yok artık.

Gönlüm yüz parça oldu, gönlüm avareleşti (İşsiz ve güçsüz kaldı).
Bugün arayacak olsan bende gönülden de bir eser bulamazsın.

Ay değirmisine (Yuvarlağına) baksan a, her gün erimede.
Ay sonunda bir de bakarsın ki gökte Ay yok sanki.
O Ay’ın fazla zayıf bir hale gelişi güneş değirmisinin (Yuvarlağının) yüzündendir.

Sonradan büyür amma o kadar değeri yoktur onun.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Âdem peygamberin cennette buğday başağı yemesi yasaklandığını, buna uymayıp yediğini, kakası geldiğini, cennete de kaka yapılamayacağından bu yanlış davranışı yüzünden cennetten dünyaya sürüldüğünü öğrendik.
2.    Şu anda dünyada yaşayanlara Allah ile buluşma ve görüşme yolunu Hazreti Muhammed’in Miraç ile gösterdiğini, müjdelediğini, ortamı sağladığını, iznin alındığını ve bilginin verildiğini, bizim bu yoldan gitmemiz gerektiğini öğrendik.
3.    Hazreti Mevlana’nın Hak ile buluşma yolunu sözleriyle açıkça gösterdiğini, yardım ettiğini, herkesin haber alabileceği biçimde ortalığa yayıp ilan ettiğini öğrendik.
4.    Hazreti Mevlana’nın aşk yolunda davranışlarının kendini kaybedip gelişi güzel davranışlar bütünü olmadığını,  bilinçli bir yol izlediğini, yaşadığını ve bizlere öğrettiğini öğrendik.
5.    Kişinin kendiyle savaşının en zor savaş olduğunu, benliğini yok etmenin kolay bir iş olmadığını, aşk ile bunun başarabilineceğini öğrendik.
                                   *                                                                                            
İşte böyle yaren;
Gökyüzündeki güneş ışığı parladıkça Ay’ın görünmez olduğunu, ancak dünyanın araya girmesiyle yuvarlağının ortaya çıkmasıyla görünür olduğunu öğrendik, anladık.

Kişi kendini dünyaya bağlayıp ışık almaktan nur almaktan saklanmazsa o kadar çok nur alacağını, görünmez olacağını öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

7 Haziran 2015 Pazar

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3140 İNCİ BEYİT

3140.  Başlar tacından da maksat Şemseddin’dir (Tebrizi), sahibimizden de, efendimizden de;
Onun tapısında Mergazlı ile reyli  (Birbirine uymayan, huyları birbirini tutmayan iki kişi) gibiyim ben, ben nerdeyim o nerde?

Kimin gönlünde Tebriz’in havası varsa Hintli (Kara, anlaşılmaz, gece, kapalı, çirkin) bile olsa gül yüzlü bir Tarazlıya (Güzel, aydın, parlak, açık, gündüze) döner o.

O Ay yüzlü, gönlüne doğsa tanır mısın acaba?
O, gönle nasıl gelir?
Umulmayan, gelinmesi âdet olmayan (Alışık olmadığımız) yoldan gelir.

Tanırım dersen büyük bir laftır bu, büyük bir dava (İddia etmektir);
Ben ne bileyim dersen bu söz de küfürdür (Sövgüdür), inkârdır  (Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu saklama, gizleme, kabul etmeme, tanımama) âdeta.

Zaten halk, bilirim, bilmem davasıyla dönüp durmadadır;
Sesi soluğu çıkmayan deve gibi gözleri bağlı, dönüp dolaşmadadır.

Sessiz soluksuz, ister istemez dönedur;
Sakın boyun çekme, inada kalkma;
Çünkü zaten bağlısın, zaten onun elindesin sen.

Satanın körlüğü, esircinin hasedi yüzünden evet, Yusuf’u bir kör, on sekiz kalp akçeye satın aldı.

Sen de beden kuyusuna düşmüş Yusuf’lardansın, işte ip şuracıkta, sarıl da çık dışarıya, çık da yeryüzünde soluk soluğa, elemler içinde kalma.

Ey nefs-i mutmaine (İyilikle kötülüğü ayırt eden, temizlenerek kişiyi Allah’a yaklaştıran kuvvet), Tanrı sıfatlarına bürün, işte ağır elbiseler şuracıkta, ne vaktedek şu yırtık-pırtık hırkayı giyip duracaksın?

Tas çalınınca tutulmuş ay kurtulur, açılır;
Sendeki Ay’ı tutan benim, tas isen ses ver de kurtulsun, aydınlansın.
(Ay gökte görünürken su tasına bakılmasıyla tasta Ay’ın görülmesi)
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Şems Hazretlerinin sevgi kapısında olanların çok çirkinliklere sahip olsalar bile güzelleşeceklerini, güzel insan olacaklarını öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin herkesin alışık olduğu yolları kullanmadığını, kendine özgü yaklaşım tarzının olduğunu öğrendik.
3.    Şems Hazretlerini sıradan bir insanın tanımasının, tanımlamasının yetersiz bir anlatım olacağını öğrendik.
4.    Şems Hazretlerinin bizi karanlıklardan, esirlikten kurtaracak aşk ipine sıkıca tutunmamız gerektiğini öğrendik.
5.    Ay’ın yeri gökyüzü olduğunu, elimizdeki tasta olan suyun içindeki ay görüntüsünün bir yansıma olduğunu, elimizdekini yani sahip olduğumuzu bırakırsak gerçek Ay’ın gökte olduğunu görebileceğimizi öğrendik.
                                   *                                                                                            
İşte böyle yaren;
İyiyle kötüyü ayırt ederek kötü olandan ve kötülüklerden temizlenip Allah’a yaklaşmamız gerektiğini öğrendik, anladık.

Kendi kendimize doğru ile yanlışı ayırt etme kuvvetini bulamayacağımızı, nefsimizin yanlışları bile doğru tanımlayıp bize kabul ettireceğinden; bize doğruyu olduğu gibi söyleyecek büyüğe ihtiyacımız olduğunu, onun önderliğinde gelişme sağlayabileceğimizi öğrendik, anladık.

Şems Hazretlerine bağlanan kişiye Hazretin herkesin bilmediği, alışık olmadığı yollardan gelerek tesir ettiğini, yardım ettiğini, terbiye ettiğini, Tanrı huzuruna çıkaracak durum ve konuma getirdiğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

6 Haziran 2015 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3130 İNCİ BEYİT

3130.  Canım efendim, iyi huylu (Alışkanlıklara sahip) ol da herkesle iyi geçin (Yaşamak için gerekli olanı şatları hazırla);
Tam kâr edilecek (Yararlanılacak, faydalanılacak) yer burası, ne diye işe sarılmaz da kâr etmezsin?

Ben dersin gece gündüz namazla meşgulüm, namaz kılıp bir adamım ben, iyi amma a kardeş, sözlerin namaza ait değil ki!

Adam olmayanla sakın görüşme;
Yüce bir ersen, başın yücelerdeyse padişahlarla düş kalk.

İnsan elbisesine bürünmüşsün, en güzel, en iyi bir şekle, bir mazhariyete (Kuvvete) sahipsin, iş böyleyken ne diye tutar da kendini tava dibi gibi karartırsın?

Ey padişahlarla düşen kalkan, oturup duran;
Emrine tabi, buyruğunu bekler bunca Arap atları yedeğindeyken ne diye tutar da eşeğe binersin?

Elindeki şu sırça gönlü vur sevgilinin taşına, gel padişahın meclisine de gönül almayı gör, gönül avutmayı seyret.

Padişah, gönlüne öyle bir nefes üfürür ki gönlün, neşeyle çalgıdan da bezer, vazgeçer, kurtulur, hicaz perdesinden de.

Sarhoşçasına, ayağını yerlere vurarak, ay yüzlülerin meclisinde oyuna girersin, o ay yüzlünün nuruna dalar da padişahça salınmaya başlarsın.

Padişah, ey haslar hası!
Ey yakınlara (Sağlam bilgi isteyene) öncü, daima tapımızda ol der, çünkü sırlara mahrem (Gizli sırları bilmesinde sakınca olmayan), emin (Şüphelerden arınmış) bir ersin sen diye iltifat eder (Güler yüz gösterir, hatırını sorar, tatlı davranır) durur.

Gâh, onun güzelliğine hayran olursun, gâh şarap içer sarhoş olur olursun;
Gâh kendini ona verirsin, yaklaşırsın ona, gâh işvelenirsin (Güzelin gönül aldatan, gönül çelen davranışlarını yaparsın), nazlar (İsteksiz gibi gözükerek şımarıklık) edersin ona.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Dünya yaşamında doğuştan gelen özelliklerimize iyi ve faydalı alışkanlıklar edinerek halk ile iyi geçinmemiz gerektiğini öğrendik.
2.    Namaz kıldığımız zaman; namazda Allah ile yüksek bir ilişki kurduğumuzu, Allah’ın bizimle sohbet etmesi için bir davet olduğunu, ruhumuzun, aklımızın, vicdanımızın, gönlümüzün, nefsimizin bu davetin değerini ve manasını bilmesi gerektiğini ve bu bilinçle konuşmamızın gerektiğini öğrendik.
3.    İyi huylu, güvenilir, hep yanımızda olan, istekleri yerine getiren, destekleyen ulu kişilerle görüşmemiz gerektiğini öğrendik.
4.    Ululuk yürüyüşünde olanların kaliteli insanlarla görüşmesi gerektiğini öğrendik.
5.    Tanrı erlerinin bulunduğu topluluğa katılmamız, gönlümüzü böyle güzel insanlara vermemiz gerektiğini öğrendik.
                                   *                                                                                            
İşte böyle yaren;
Şüphelerden arınarak büyüklerin toplandığı yerde sırları duyacağımızı, güvenilir kişi olacağımızı öğrendik, anladık.

Yaşayan Tanrı dostu bulursak onunla, bulamazsak ahrete gitmiş Hak dostlarının sözlerini okuyarak ve hayat öykülerini dinleyerek onlarla beraber olabileceğimizi öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

5 Haziran 2015 Cuma

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3120 İNCİ BEYİT

3120.  Yeter, sus artık, kendinde değilsin, sarhoşsun da tuttun, İsa’ya lâyık mezeyi hayvanların ahırına götürdün, eşeğin önüne koydun.

Kuşlar (Sözler) için bir yer, bir güvercinlik yaparsan (İnsanların yararlanabileceği akla uygun sözlerin barındığı yer) ne kadar uzun, ne kadar büyük olursa olsun deve (Düzgünlük, gösterişlilik) sığmaz oraya.

O güvercinlik akıldır, o yuva, şu bedendir, deveyse o usûl (Gösterişli, düzgün) boyuyla, o serilip boy atışıyla aşktır, aşkın güzelliğidir.

(Aklımızı çok geliştirsek bile; aşkın güzelliğini, düzgünlüğünü, gösterişini meydana getireceği bir yapı oluşturamayız)

Padişahın koca sağrağını (Büyük kadehinden) o (Akıl) kuş içemez, yüzlerce öz yarsan, kapalı kutular açsan ondan bir koku alırım mı sanıyorsun?

Sevgili, bu gerçeğin sırlarını bizden arama;
Çünkü geçici nüktelere (İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı sözlere) daldım, gark oldum (Boğuldum) gittim ben.

Ben bir kâğıda uzunluğuna yazılmış bir yazı gördüm, aşk sırları hep oradaydı;
Tuttum, alay olsun diye muska gibi boynuma taktım onu.

Fakat o ilahi muska (Büyüleyici gücün saklı olduğu, sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inandığı kâğıt) ağırlaştıkça ağırlaştı, bir dereceye vardı ki bin Arap atı bile çekemez, taşıyamaz oldu.

Hicaz perdesinden çıkıp yalımlaşan (Alevlenen) ateşle perdeleri yakmam için perdelerim yırtıldı.

Tebrizli Tanrı Şems’iyle sevişme (Birbirimizi sevmek) vakti, onun aşkı bir coştu, kükredi mi perdeleri yırtar gider.

Mademki kumarhaneye geldin (Olumlu sonuçlanması şüpheli olan işe bile-bile giriştin, katıldın), elbette oynarsın;
Mademki bu işe giriştin, işin geçici bile olsa sonucu gerçek olur, gerçeğe ulaşırsın.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Mevlana Hazretlerinin yüceliğe sahip kişilere ettiği ikramı kendinde olmadığı zaman herkese ikram ettiğini öğrendik.
2.    Yücelmek için aklın yeterli olmadığını, aşkın gerektiğini öğrendik.
3.    Akılla sırlara ulaşsak da, özleri meydana çıkarsak da Allah’a ulaşmak için bir iz, bir yol bulamayacağımı öğrendik.
4.    Hazreti Mevlana’dan gerçeğin sırlarını değil aşkın sırlarını bulabileceğimizi öğrendik.
                                       *                                                                                            
İşte böyle yaren;
Aklın ve gerçeğin üstünde olan aşkı tanımak ve kazanmak arzusuna düşerek bir oyuna girersek, elbette kazanımımızın olacağını, aşka ulaşamazsak bile gerçeğe ulaşabileceğimizi öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

Popüler Yayınlar