4 Haziran 2015 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3110 İNCİ BEYİT

3110.  Ey canımızı gülbeşeker (Gül kokulu şeker) haline koyan (Şems Hazretleri), canı da aldın, gönlü de, sora da tuttun, kendini çektin (Uzaklaştın) bizden.

Bizi gördün ki gölge gibi ayaktan düşmüşüz (Dayanağımızı, dengemizi yitirmişiz), yerlere serilmişiz, baş çekip yücelen selvi gibi sevgili, sen de gölgeden (Bizden) baş çektin.

Ormanlıktaki, dağlar başındaki seller gibi o yana, bu yana koşup duruyoruz, senin peşindeyiz, hâlbuki sen, kaynak (Su kaynağı) gibi bir başka tarafa gitmişsin.

Öylesine bir aysın ki (Karanlıkta kalanın yolunu aydınlatıp göstererek) harmanına (Her şeyin çok bulunduğu yere) geleni tutuyor, güneş gibi altın madenine çekiyorsun.

Kıskançlıktan (Sevilen kişi olarak başkası ile ilgilendiğin kanısına vararak kıskançlıktan) öldürdün bizi, mademki göze aldın, bâri gözyaşı gibi gözünden düşürme (İlgi ve sevgine devam et), ayırma gözünden bizi.

Aşıkın (Sana âşık olan) yüz taraftan da yaralanmada, halk her yandan onu kınayıp durmada;
Fakat sen, lütfunla (İyiliğinle, bağışınla), merhametinle (Acıyarak korumanla) onun önüne bir kalkan tutmadasın.

Bir bölük halkı düzenle tuttun, altın bağlarla bağladın;
Bir bölük halkı da tuttun delille, hüccetle (Belgeyle, şahitle) cehennemlere attın.

Eyvallah olsun, bir kötü kişi, birkaç bön (Anlamayanların, şaşkın) kişinin kanına girdi;
Fakat kötülüklere çektiğin, şer (Kötü, fena) işlere sevk ettiğin kişiye de sen acı.

Âşıklarının gözlerine geceleri uyku girmiyor, uykuları dağılmış gitmiş;
Çünkü âşıkları seher çağı, kendine çektin.

Ey aşk, gönlün yok ki yansın yakılsın, fakat gene de bütün gönüller sende, bütün gönülleri çekip alan sensin.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Şems Hazretlerinin kendisini sevdirdikten, çevresini tatlılaştırdıktan sonra uzaklaştığını öğrendik.
2.    Şems Hazretlerini sevip bağlandıktan sonra ayrılığın çok zor olduğunu öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin herkesi kendisine sevgiyle paslanmayan ve çürümeyen bağlarla bağladığını öğrendik.
                                       *                                                                                            
İşte böyle yaren;
Hak dostu Hazreti Mevlana’nın Hak dostu Şems Hazretlerine aşkla bağlanmasını halk anlayamadığı için erkeğin erkeğe âşık olması şeklinde değerlendirerek kınama yoluna girdiklerini öğrendik, anladık.

Gönlü tanıyıp bilmeyenin gönülden gönüle olan sevginin ve bağlılığın çekiciliğini ve kuvvetini bilemeyeceğini, Hak dostu Şems Hazretlerinin bütün gönülleri mıknatısın demiri çektiği gibi tabii bir kuvvetle herkesi kendisine çektiğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

3 Haziran 2015 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3100 İNCİ BEYİT

3100.  Ey nazeninler (Narin, ince yapılı olanlar), yücelere uçun, yücelere;
Şu heyula’dan (Korkunç hayalden) kurtularak, şu nasıl, nice kayıtlardan (Sınır koymaktan, davranışları çerçevelemekten) geçerek ağın (Yükselin, yukarı doğru çıkın) yücelere.

Ey gülüp duran ilkbahar, mekânsızlık âleminden (İşin yapılış yöntemi açıklanamayan ve belirtilemeyen, oluşumların hazırlandığı yerden) gelip çattın.
Bize bir şey getir, ne gördün sevgilimizden?
Haber ver.

Gülüyorsun, yüzün terü taze, yemyeşilsin, miskler kokmadasın.
Ya bizim sevgimizle aynı renktesin yahut rengi ondan aldın.

Ey mevsim, can gibi hoşsun, gözlerden gizlisin;
Eserlerinle meydandasın da kendin meydanda değilsin.

Ey gül, ne diye gülmüyorsun, ayrılıktan kurtuldun gene.
Ey bulut, ne diye ağlamıyorsun, sevgilinden ayrıldın.

Ey gül, beze yeşilliği, gül apaçık;
Çünkü üç aydır, gizlice dikenlerin içinde koşup durdun.

Ey bahçe, şu yeni yetişenleri güzelce besle, yetiştir, çünkü nasıl geldiklerini gök gürültüsünden duymadasın.

Ey yel, oynat dalları, bir gün vuslat (Buluşma) çağına erersin elbet, onu hatırla da oynat dalları.

Bir bak, ağaçlar, talihli kişiler gibi neşeli, a menekşe, senin neden gamlarla boynun bükülmüş?

Süsen goncaya, gözün kapalı amma diyor, bahtın yâver (Şansın yardım ediyor), günden güne kutlu bir talihe ulaşmadasın, gözün aydın olsun.

                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Yücelere çıkmak için bizi korkutan hayallerden kurtulmamız, kendimizin veya toplumun koyduğu sınırları aşmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Yeniden dirilmek, güçlenmek zamanında olan güzel değişimlerden haberli olmak gerektiğini öğrendik.
3.    Değişimlerin gizli olduğunu fakat eserlerinin meydanda olduğunu öğrendik.
                                 *                                                                                             
İşte böyle yaren;
Allah ve dostlarına âşık kişinin şanslı kişi olduğunu, görünmeyen değişimleri eserlerde gördüğünü, kutluluğa her an daha fazla yaklaşmada olduğunu, sevinç içinde yaşama doğru ilerlediğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

2 Haziran 2015 Salı

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3090 İNCİ BEYİT

3090.  A yüzünü sirke gibi ekşiten (Küskünlük veya hoşnutsuzluk anlatan yüz) , ne olur bir gülsen (Mutlu ve sevinçli zaman geçiren olsan);
And olsun Tanrı’ya şu ekşi suratlılıktan hiç mi hiç ayrılmadan gitti.

Acıya al da şekeri ver (Sevimli, cana yakın ol), silleyi başını ver (Kendine gelmek için başına tokat at);
Aklın başında, yüce fikir sahibi bir ersin ya, gül gibi gülerek öl.

Ay, kıl gibi incelmiştir de gülmededir, kahkahalar atmadadır;
Neyin eksilir yani, bazı-bazı ayın huyuyla huylansan (Güneşten aldığın ışığı karanlıkta kalanlara yansıtsan).

Sulak yerlerde çiçekler bitmiş, açılmıştır, sense koruksun, koruk (Olgunlaşmamışsın);
Canın yok mu senin, niceye bir muhtaç olup duracaksın?

Derdin madenine (Sorunlara, kaygılara, endişelere) dalmış, oturmuşsun, neşeyi nasıl görürsün?
Fareden, fare deliğinden (Kaçıp saklanmakla) kim görmüştür yüceliği, kim ermiştir yüceliğe (İnsanüstü kutsal aşamaya)?

Cebrail’i gök kubbenin üstünde bulurlar;
Zarar, ziyana ermezliği temiz kişilerin ayak bastıkları topraktan elde ederler.

Hangi diyardasın (Yerdesin, yurttasın), hangi dostu (Allah dostunu) beğendin;
Bütün bu sırların (Gizlediklerin), yüzünden, yüzünün renginden bellidir.

Boş ümitle (Olanak dışı beklentilerle) oyalanan biri misin, yoksa akıllı, fikirli bir aslan (Cesur, yiğit) mı, göz açıp yüzüne baktı mı, görünür görene.

Karun (Çok zengin olan, bütün mal varlığı bir anda yok olan), kova gibi kuyunun dibine gitti, İsa’ya gelince:
O gök damına güzelim bir kement bulup attı da yücelere ağdı.

Kova çıksa bile içinde ancak kuyu suyu bulunur;
Karanlıklarda, aşağılıklarda (Niteliği düşük yerde) çürür, delinir, parçalanır gider.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Sevinç ve mutlu yaşamak, üzüntülerden kurtulmak için Allah dostlarından birini sevmemiz, onun önderliğinde dünyanın çürüten, yok eden etkilerinden kurtulmamız gerektiğini öğrendik.
2.    İnsanın yüzüne bakınca fiziksel ve ruhsal yapısının anlaşılabileceğini öğrendik.
3.    Aşağılarda kalmamak gerektiğini, yücelere yüce kişilerin önderliğiyle çıkmamız gerektiğini öğrendik.
                                       *                                                                                             
İşte böyle yaren;
Ne istiyorsak ne yapıyorsak saklasak bile yüzümüze yansıdığını, arif kişiler tarafından kolayca görülüp değerlendirileceğini öğrendik, anladık.

Çok istesek de kendi çalışmalarımızla yükselemeyeceğimizi, yardım ve destek almamız gerektiğini, şüphe duymayacağımız Allah dostuna gönül bağlamamız gerektiğini öğrendik, anladık.

Allah’a yalvararak, ağlayarak yakınlaşmak, yücelere çıkmak isteyene; Allah’ın dostlarından birini sevdirip yetiştirdiğini, huzura hazırladığını öğrendik, anladık.

Cesur ve yiğit olarak canımızı ortaya koymamız, bizde var olan canın gücünü göstermesi için kendi kendimizi engellemekten vazgeçmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

1 Haziran 2015 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 3080 İNCİ BEYİT

3080.  Gerçek kıbleyi (Doğru yönü) bulurum ümidiyle yüzlerce kıble düzüp koşmada, o güzelin aşkıyla yüzlerce puta tapmadasın.

Ey can, birazcık yüksek uç, yüksek uç ey buyruğu canların kul (Sevgiyle bağlanıp hizmet eden) olduğu sevgili.
Çünkü Ay yücelerdedir, gölgeyse aşağılarda.

Her kapının yoksulu gibi her kapıya başvurma öyle.
Elin üstün, kuvvetin çok, gök kubbenin kapısındaki halkayı çal.

Gökyüzünün sağrağı (İçki kupası) seni bu hale getirdiyse, kendinden bile geçtiysen âleme de bigâne ol (Dünya ile ilgini kes).

Sana nasılsın, nicesin deyip duruyorum amma göze görünmeyen, söze gelmeyen cana nasılsın, ne âlemdesin diye kim sorabilir?

Bu gece sarhoşsun, yıkılmışsın;
Fakat sabah olsun da gör, bak ne tulumlar deldin, ne şişeler kırdın.

Fakat her kırdığın şişeye karşılık gene de sana dayanırım ben.
Çünkü yüz binlerce çeşit kırılmışı onarıp düzen gene sensin.

Ey canımızın içinde gizli şekiller yapan ressam, senin Ay’dan Güneş’ten başka daha yüz binlerce resimlerin var.

Bu kapıyı kaparsan yüzlerce kapı açarsın.
Bir gönlü çiğner geçersen yüzlerce can, yüzlerce gönül bağışlarsın.

Deli oldum ben, ne söylersem deliliğimden söylüyorum.
Elest mahremiysen yürü, sen de delice sözlerime karşı evet, evet de (Diye söyle).
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Gerçeğin, doğrunun, hakikatin yükseklerde olduğunu, yükseklerde aramamız gerektiğini, yerdeki olanların bunların gölgesi olduğunu öğrendik.
2.    Can âlemine ait büyüklerimizden söz duymak isteyenin yücelere çıkmasının gerektiğini öğrendik.
3.    Başkalarından yardım beklemeden yücelere çıkma ve gök kubbedeki Hak kapısını halkayı çalman (Geldim aç kapıyı demek) için kuvvetimizin mevcut olduğunu öğrendik.
4.    Dünya âleminden ilgimizi kesip yücelere çıkmanın sarhoşu olursak farkında olmadan çok güzel değişikliklere sahip olacağımızı öğrendik.
5.    Hata yapsak bile Mevlana Hazretlerinin bizi kovmayacağını, kendimizi düzene sokana kadar bağını koparmayıp bekleyeceğini öğrendik.            
                                       *                                                                                             
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerinin kendine sevgi ve saygı ile bağlananları koruduğunu, kolladığını, ilişiğini kesmediğini, yardım ettiğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

Popüler Yayınlar