4 Mayıs 2015 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2930 İNCİ BEYİT

2930. Meclise nasıl gelmem, saki (İnsan ruhuna Allah sevgisi, Allah nuru saçan kişi) çekiyor beni;
Şehirleri nasıl zapt etmem (Ele geçirmem), o padişah benimle beraber.

O koskoca küpteki şarap (Şems Hazretlerinin gönlü), bizim için köpürüp coşuyor, artık burada zahmetin, mahmurluğun ne işi var benimle?

Felekle (Yıldızların insan davranışına etki etmemesi için) savaşa girişir, kırar dökerim onu, özür getirmeme ne hacet (İhtiyaç)?
O güzel yüzlü (Şems Hazretleri) benimle beraber, yanımda benim.

Ben mülke, nimete gark olmuşum;
Lütufla (İyilikle), merhametle (Korunan, iyilik gören, yardımda bulunan biri olmaktan) sarhoşum;

Bahtın (Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimi, kaderin), devletin kucağındayım, o kucaklayışı güzel olan dost, benimle.

Ey söz söyleme kabiliyeti!
Ey savaşkan kabiliyet!
Söze doydum artık;
Sus, yoksa sohbetin dayancı (Gerçekliği onaylayan, olayların arkasındaki ve altında olanı açıklayan, destek olan, sırrını bilen) da benim yanımda şimdi.

Nice demdir gönül hânendesi (Şarkıcısı) aşkla çalıp çağırdı da nihayet o sevgilim, elinde kadeh, kapıdan içeri girdi.

Başımdan buram-buram tüten (Dumanı ve kokusu yayılan) sevdayı tuttu, gene başımdan aşağıya döktü;
Bin yıllık şarap, aşkımızı yeniledi.

Din, mezhep kaydı öldürmüştü beni, hâlbuki şimdi, içinde bulunduğum anın sarhoşuyum;
Ne veresiye (Karşılığını sonradan ödemek işini) tanıyorum, ne de alacağım birisine havale edilmiş (Başkasının sorumluluğuna bırakılmış).

Can bağını verdim de üzüm sıkılan tekneyi satın aldım, bu alı-verişin senedini de şarap kadehine yazdım.

Ey zamane maskarası (Bu zamanın şerefsizi, onursuzu, haysiyetsizi, rezili), evi-barkı yık, dağıt;
Çünkü bu şarap susağının (Kupasının) değeri daha da fazladır, daha da üstün;
Varından-yoğundan geçersen o zaman anlarsın değerini.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Sevgi duyduğu, dostluk bağı ile bağlı olduğu kişi ile her an beraber olmak için yanına gitmek istendiğini öğrendik.
2.    Güçlü kişinin yanında olmakla güç kazanılacağını öğrendik.
3.    Güçlü kişinin yanında olmakla çok zahmetlerden ve sersemlikten kurtulacağımızı öğrendik.
4.    Kadere hükmedecek yetkisi ve gücü olan Şems Hazretleri ile beraber olduktan sonra yaptıklarımdan, savaşlarımızdan, yanlışlar yapsak bile yargılanmaktan korku duymayacağımızı öğrendik.
5.    Allah’ın sevgisi ve nuru olan kişinin yanında olmakla dinin ve mezhebin zorlamalarından kurtulacağımızı, kendimizden hoşça geçip sevinç içinde olacağımızı öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Allah ve dostlarına tutkulu bir sevgiyle bağlanmak için her fedakârlığın yapılması gerektiğini öğrendik, anladık.

Her anı sevinç içinde yaşamak istiyor isek aşkı tanımamız ve aşk yolunda olmamız gerektiğini, böylece şerefsizlikten, onursuzluktan, haysiyetsizlikten, rezil yaşamaktan kendimizi kurtulacağımızı öğrendik, anladık.

Bir şeyin değerini anlamak için; değerli olarak bulduğumuz her şeyden onu ayırdıktan sonra anlayabileceğimizi öğrendik, anladık.
                                 *                

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2920 İNCİ BEYİT

2920. (Şems Hazretleri) Dedi ki:
“ Çekişme âleminden (Dünya uğraşılarından) kurtuldun, aşk âlemine ulaştın;
O (Dünya) âlemde ta boğazına dek savaşlara, kavgalara dalmıştın.

O âlemden kurtuldun amma kendinden kurtulamadın, varlığın bir ayıptır (Ahlak kurallarına uygun değildir), bir ardır (Utançtır), bu ayıbın, bu arın içindesin, hem de boğazına dek dalmışsın.

Yankesici (Bir kimsenin cebinden, çantasından ustalıkla, hissettirmeden bir şeyler çalan) gibi çok tuzak kurma, düzene az başvur;
Yankesici boğazına dek kendi tuzağının içinde kalır.

Dünya tuzağı öylesine bir tuzaktır ki padişahlar, aslanlar, köpek gibi o pisliğin içine düşmüşler, ta boğazına dek dalmışlardır.

Bundan daha da şaşılacak bir tuzak vardır ki baksan görürsün, kendini bilmeyen, o tuzağa topuğuna dek dalmıştır da aklı başında olan boğazına dek o tuzağın içindedir.

Söylenmeyi bırak artık, soluğun kesiliyor;
Yorulmasaydım, nefes nefese gelmeseydim boğazına dek söze gark ederdim seni.

Kimden korkum var, hele sevgili de benimle şimdi;
Bir iğneden ne diye korkayım, o Zül-fekar (Hz. Muhammed’in Hz. Aliye hediye ettiği kılıç) yanımda benim.

Nasıl olur da susuz kalırım, o ırmak beni arıyor;
Gönlüm nasıl olur da gam (Tasa, kaygı, üzüntü) yer, o derdime kalanım, o gamımı dağıtan dert ortağım benimle beraber.

Nasıl olur da acılık çekerim, şekere, helvaya gark olmuşum;
Kış nasıl eser edebilir bana;
İlkbaharım yanımda.

Sıtmadan, hararetten ne diye muzdarip (Istırap ve acı çeken) olayım?
Aklımın doktoru İsa;
Köpekten ne diye ürkeyim, çekineyim?
Av beyi benimle,
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    İsteklerin çok olduğu yeryüzünde isteklerimizi elde etmek ve üstün gelmek için de çabalar içinde boğuştuğumuzu öğrendik.
2.    Aşk âlemine adım atanın, bu yolda olanın geçici elde edişlerin olduğu dünyalık işlerden kurtulacağını öğrendik.
3.    Kendimizi bütün varlıklardan ayrı, değerli ve anlamlı bir parça olduğumu kanıtlamak için uğraştığımızı öğrendik.
4.    Kendimizi diğer varlıklardan ayıran bilincin ve kişiliğimizi oluşturan temel öğenin zihinsel bağ oluşturduğunu, yani bütün varlıkların bütününden kendimizi ayrılıp, kendimiz anlam yüklediğimizde benliğimize esir olacağımızı öğrendik.
5.    Kendinin yerini ve değerini bilmeyen, bir bütünün içinde bir parça olduğunu, kendisine düşen görev ve sorumluluğu doğru tanımlamayan ve uygulamayan kişinin; kendi kendini bağlamış ve hareketsiz bırakmış olacağını öğrendik.
6.    Kendimizi bağlayan dünyaya ait bağlardan kurtulmadıkça, bu bağları tanımlamadıkça özgür düşünceye ve davranışlara sahip olamayacağımızı öğrendik.
7.    Tutkulu bir sevgiyi önemsediğimiz zaman daha önce çok değer verdiğimiz çok şeyin aslında değersiz ve geçici isteklerden başka bir şey olmadığının farkına varacağımızı öğrendik.
8.    Sağlıklı bir akla sahip olmak, korkulardan arınmak için Tanrı dostlarına âşık olmamız, onların dostu olmak için uğraşmamız gerektiğini öğrendik.
9.    Dünya yaşamındaki hilelerini, iki yüzlülüklerini, oyunlarını çoğu zaman zarar gördükten sonra anlayabileceğimizi, bu zararların bizi aptal yerine konumlandırdığını, oysaki bize sahip çıkacak, bizi koruyacak, hakikatini açıklayacak büyüklerimizin olduğunu öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Bütün âlemin değer olarak tek olduğunu, bunlardan kendimizi ayıramayacağımızı, kendimizi ayrı ve farklı görmemizle çekişmeler, oyunlar, hileler içinde olacağımızı, ayıplanacak hareketler yapacağımızı öğrendik, anladık.

Öncelikle yerimizi, değerimizi, sorumluluklarımızı bilmemiz; ayıplardan kurtulmak, özgür olmak için farklılıklar kadar benzerlikleri de görmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.

Tek derdimiz, tek hastalığımız olması, tüm hastalıklardan, tüm dertlerden kurtulmak için Tanrı ve dostlarının aşkını tanımamız, tercih etmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.

Ey yaren,
Görünmeyen ve bilinmeyen öğretilmek istendiğinde görünen ve bilinen üzerinden anlatılıp anlayışımız sağlandığını öğrendik, anladık.
                                 *                

RAVLİ

2 Mayıs 2015 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2910 İNCİ BEYİT

2910. “Gülerek, günlerin hoş geçsin” dedin (Söyleyen Şems Hazretleri);
Sen olmadıkça hiç kimsenin günü hoş geçmez, başka bir hikâyeye başla.

Usandım artık, ne vaktedek boyuna aşktan bahsedeceksin” dedin;
Sen git de âşık olmayana hikayeyi kısa kes de.

Bir mahrem (Sırrımı paylaşacak yakınlıkta olanı) bulamıyorum da ateşler içindeyim, sular içindeyim adeta, bir bucağa gideyim de şu kılıcı kalkan et (Sert ve öfkeliyi kişiyi koruyucumuz yap) Yarabbi!
Ben susayım, bir dost, bir mahrem (Yakınım) söylesin halimi.

Bizi sen küstah (Terbiyesiz) ettin, daha ilk gün, “Dileğin neyse iste bizden” dedin, öyleyse derdimizden haber al.

Dostların müflisliğinden (Kâr elde edemedim, zarar ettim) perişan oldum” dedin, iki dudağını aç da dünyayı incilerle, mücevherlerle doldur.

Hürmetle hizmet kemerini kuşan” dedin, iki rahmet elini aç da kucakla beni öyleyse.

Boğazıma dek ateşler içinde pek çok oturdum amma bugün sevgiliyle ta boğazıma dek vuslat suyu (Sevdiğime kavuşmuşluk) içindeyim.

Boğazıma dek lütuflarına (İyiliklerine) gark (Batmış) olmuşum” dedim;
Sevgili, beni boğazıma dek lütuflara gark etmeye de kani olmadı da “Tikenden de aşağı mısın ki” dedi;

O da gülleri beklerken, tam dokuz ay boğazına dek toprak içindeydi.
Tiken de nedir ki” dedim;

Senin gül bahçen için gül gibi çok zaman ta boğazıma dek kanlara battım (Yoğun üzüntü içindeydim), kanlar içinde (Ayrılık özleminin üzüntüsü içinde kaldım) kaldım.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Aşkı bilene, âşık olan kişiye aşktan ve aşk hikâyelerinden bahsedilmesinin gerektiğini, âşık olmayanlara başka hikâyeler anlatmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Sert ve öfkeli kişilerin sevdiklerine ve yakınlarına zarar vermediğini, başkalarına karşı koruyuculuk yaptıklarını öğrendik.
3.    İnsanın kendi halini doğru tanımlayamayacağını, anlatamayacağını ancak bir dostun doğru tanımlayıp anlatabileceğini öğrendik.
4.    Sevdiğimiz, saygı duyduğumuz kişilere hizmet ederek sevgimizin nedenli kuvvetli olduğunu göstermemiz gerektiğini öğrendik.
5.    Pir kişilerin kendisine hizmet edenleri sevdiğini, kendi yakını olarak kabul ettiğini, yakınlarına davrandığı gibi davrandığını öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Sevgiyle bağlandığımız kişiye hizmet etmemiz ve yakınında olmamız gerektiğini, çok gereksinim duyduğumuz bu kişiden ayrı olmanın verdiği özlem duygusunun üzüntü verdiğini öğrendik, anladık.
                                 *                

RAVLİ

1 Mayıs 2015 Cuma

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2900 İNCİ BEYİT

2900. İsteklileri (Allah’a ulaşmak için arayışta olanları) al, yedi denizden de geçir, öküze (Görgüsüz, kaba, anlayışsız, yeteneksiz kişilerden), balığa (Çıkarı için tuzağa düşen kişilere) bakma, onlar gibi yüzlercesinden geç.

Aradıklarını bul, istediklerini meydana çıkar;
Sen yukarı, aşağı bütün varlıklardan münezzehsin (Temizsin, uzaksın), şu eskimiş, harap olmuş evin (Vücudunda) altını üstüne getir (Bir şey bulmak için aranmadık yer bırakmamak).

Âlem, tamamıyla yoktur, yokluktur, bir an içinde onu var et;
Zehirli bir yılandır dünya, sen onun zehrini şeker haline sok.

Nerde bir kuru, bir kuruluk görürsen akar kaynak yap onu, nerde bir taş görürsen, vur ışığını ona, mücevher yap onu.

Âşığın önünde, ardında bir düşman gördün mü vur bir sille ona, yok et onu, gitsin.

Niceye dek, kördür onlar, görmezler diye özür getireceksin?
Kör olamamalarını istiyorsan gözlerine bir görüş kabiliyeti ver.

Gözlerinde perde olmamasını istiyorsan emret, perdeler kaldırılsın, geçsinler o görmezlikten.

Bütün bu topluluğun arasında buyruk, mutlak olarak senindir, işe-güce koyulmamak kaftanını dürdüm, kalk, emret, gayret kemerini kuşanmaya bak.

Ey arş güneşi!
Ey Tebrizli Tanrı Şems’i, yeni Ay gibi zayıfım, solgunum, yüzümü dolunaya çevir.

Nasılsın dedin bize:
Yüzümüze bak da ne halde olduğumuzu anla.
Biz yokken iyi misin dedin, bırak şu kınamaları (Kötü olduğunu belirtir biçimde konuşmayı bırak).
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Allah’a ulaşmak isteyenlere Şems Hazretlerinin yardım etmesini Mevlana Hazretlerinin istediğini öğrendik.
2.    Görgüsüz, kaba, anlayışsız, yeteneksiz kişiler ile çıkarı için bu yolu öğrenmeye çalışanlara Allah’a giden yolun öğretilmediğini öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin insanı değiştirecek, değerli hale sokacak gücünün ve yeteneklerinin olduğunu öğrendik.
4.    Bütün Hak âşıklarının liderinin Şems Hazretlerin olduğunu Mevlana Hazretlerinin sözlerinden öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerin Allah’ın sınırsız verdiği yetkilerle donanmış olduğunu, önemsediği kişiyi istediği şekle sokabildiğini Mevlana Hazretlerinin sayısız ifadelerinden öğreniyoruz, anlıyoruz.
                                 *                
RAVLİ

Popüler Yayınlar