8 Nisan 2015 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2670 İNCİ BEYİT

2670.  O (Baştaki) gözü açarsan kendinden başkasını görmezsin, fakat can gözünü açarsan görür, anlarsın ki eşim, benzerim yok benim.

Erler gibi, soğuk kişilerin tandırını ateşler, kızdırırım;
Sıcakların tandırındaysa (İşe alışmış, beceri kazanmış) en fazla pişmiş ekmekten (Konuyu bilen ve hâkim olandan) de pişkinim (Deneyimliyim, alışkınım, olgunum).

İçim bakımından süte benzerim, boğazda durmam;
Beni peynir gibi tuzlu (Pahalı) görüp sakın yanılma, yanlış bir hükme varma.

Tebrizli Şems’in aşkıyla taç, taht sahibi bir padişahım, fakat o, tahta geçti mi ben huzurunda bir vezirim.

Can tenceresinden kanlı köpükler saçmak, iki cihanın sözünü de bir ağızdan, bir hamlede söyleyivermek istiyorum.

Kendimden (Benliğimden, dünyalık bağlarımdan) geçtim, aşka kul oldum;
O, bir bağırdım mı diyor, kurtulur giderim.

Fakat nerden kurtulacak?
Onu öyle bir çekeceğim, dünyanın çevresinde öylesine fırıl-fırıl döndüreceğim ki duman rengindeki canından ateşler çıkacak.

Can gelininin yüzündeki duvağı kapacağım, aşktan baş çekenleri (Ön ayak olmayanların, önde gitmeyenlerin), mallarından, mülklerinden edeceğim.

Bütün şu âlemi aşk çengi yapacağım.
Dilsiz çenkten (Arpı andıran telli bir çalgı) üç yüz dil meydana getireceğim.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Baştaki gözü açık olanın uyanık davranarak çıkar sağladığını, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bildiğini, kurnazlık yaptıklarını böylece benliklerini kuvvetlendirdiklerini öğrendik.
2.    Can gözü açık olanların kendisinin eşsiz ve benzersiz olduğunu keşfettiğini, görüp anladığını öğrendik.
3.    Hazreti Mevlana’nın her seviyedeki kişileri eğitip disipline edecek güçte ve donanımda olduğunu öğrendik.
4.    Şems Hazretleri devreye girince Mevlana Hazretlerinin aşkıyla her yönüyle hizmet eden büyüğümüz olduğunu öğrendik.
5.    Mevlana Hazretlerinin sadece aşk bağlılığına sahip olduğunu, diğer mal, mülk, makam gibi dünyalık bağlılıklardan kurtulduğunu öğrendik.
6.    Hazret, Mevlana’ya saygı ve sevgi ile bağlananları hazretin sözsüz anlayışı ve anlatımı yani can sırlarını öğreteceğini öğrendik.
                               *  
İşte böyle yaren;
Hazreti Mevlana’ya bağlananların önce yazılı ve sözlü yoldan ilerleyeceklerini sonra da sözsüz, yazısız, iletişim aracına ihtiyaç kalmadan iletişimi öğreneceklerini, yabancılardan gizlenmiş sırları öğreneceklerini, sıradan bir kişi olmaktan çıkıp sayılı ve saygın, mutlu biri olacaklarını öğrendik, anladık.

Daha geniş bilgilenmek için RAVLİ KALP GÖZÜ GÖNÜL GÖZÜ yazarak Googleden bu konuyu etraflıca öğrenmek gereklidir, önemlidir.
                                 *  

RAVLİ

7 Nisan 2015 Salı

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2660 İNCİ BEYİT

2660.  (Şems Hazretlerine hitap)
Sofranı (Hazırlanmış gıdaları), nimetlerini (Yaşamak için gerekli olanı) göreli tiritten (Yaşlılıktan ve zayıflıktan) kurtuldum;
Varlığını (Sahip olduklarını) gördüm de o andan beri varlığımdan kaçıyorum.

Benden kaçtın, vazgeçtin mi akıldan da vazgeçerim, candan da;
Benimle oldun, bana tecelli kıldın mı esîr (Kâinatı dolduran ve bütün cisimlere etki eden, fizikçilere ışık, hararet ve elektrik gibi şeylere nakil vasıtası hizmeti gördüğü farz olunan, tartısız, elastiki ve akıcı hafif bir cisim) kubbesinin ta üstüne çıkarım.

Oturdum mu ey can, bir selam ver bana, selamımı al;
Çünkü bu son oturumum selamsız olmaz.

Nasıl el çırpmayayım ki güzelim, elim de benim.
Nasıl ayak vurmayayım ki zîr (Tiz) perdem, bem (Pes perde) oldu, alt-üst olmuşum zaten.

Tebrizli Şemseddin’e bizden selam götür, öylesine bir doğruya tapı kılmak iyi, çünkü ben de onun yüzüyle nurlanmışım, onun yüzünden nur istiyorum.

Canlar bağışlayan böyle bir güzelliğe karşı ölmem, nasıl deli divane olmam, nasıl zincirlere sarılmam?

Şarabını içtim, nasıl mahvolmam?
Sanki sen şarapsın da ben suyum, sen balsın da ben sütüm.

Aç ağzını, o sayıya sığmaz şekeri saç ortaya;
Sen özür kabul etmezsen benim naza tahammülüm var, işve (Nazlanmanı) kabul ederim ben.

Bilirsin neden güldüğümü, yüce himmetimden (İyilik etmekten, iyi davranmaktan) dolayı gülmedeyim;
Çünkü aşkının şehrinde âşıklara beyim ben.

Zevali olmayan (Yok olmayan, ayrılıp gitmeyen) aşkla bir rahimde yattım, bir anadan doğdum, onunla ikiz kardeşim;
And olsun Tanrı’ya ki pek kocaldım amma yepyeni bir aşk yaratıyor, meydana atıyorum.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerinde çok üstün donanımlar olduğunu gördüğünü, sahip olduklarıyla kıyaslayınca kendi sahip olduklarından uzaklaştığını, kendisine hayranlıkla aşık olduğunu öğrendik.
                               *  
İşte böyle yaren;
Hazreti Mevlana ile Şems Hazretlerinin aynı nurdan olup kardeş olduklarını, kardeşçe olan bu sevginin tutkulu bir hale geldiğini Hazreti Mevlana’nın yeminiyle öğrendik, anladık.
                                 *  

RAVLİ

6 Nisan 2015 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2450 İNCİ BEYİT

2450-  Bezdiğin (Bıktığın), usandığın için git, uyuyanlara uy, onlarla beraber yere baş koy, yat, uyu;
Çünkü üşüyüp donanları da uyku kurtarır.

Şemseddin’im Tebriz’de meydana çıkar görünürse and olsun Tanrı’ya, iki dünyada (Madde ve manada) da ne tortu (Bayağılık, soysuzluk) kalır, ne dert (Sıkıntı).

Mahmur gözlerini görünce karar mı kalır gönülde;
Ay’a benzer yüzün görünce yıldızlar sayılır mı artık?

Zevk çalgıcın neşe çengini okşayıp çalmaya başladı mı gökyüzündeki Zühre yıldızının kârı(Kazancı)mı kalır, kazancı mı?

Güzelliğinin yağma beyi ne yana asker sürerse o yanda şehir mi kalır, ülke mi?

Cana canlar katan gül bahçen, can bahçesine bir güldü mü güllerde akıl mı kalır, dikenlerde dikenlik mi kalır?

Padişaha benzeyen aşkının casusu, bir gönle girdi mi aşktan başka bir kimseye yer mi kalır orada?

Ne mutludur, ne neşe çağıdır o zaman ki baht yaver olur da ansızın, canı kulağına alırsın, beden de kıyıda kalakalır.

Öylesine güzelden başa bir sarhoşluktur, çöker de artık gönül taç, taht mı arar, yoksa âr, hayâ (Utanma, sıkılma) mı kalır?

Tanrı’dan dilerim ki Tebrizli Tanrı Şem’, gönül mağarasında doğup parlasın da mağaradaki dostuyla kalsın.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Dünya yaşantısında, kargaşasında, ikiyüzlülüğünde, oyunlarında, hilelerinde, sözünde durmayışında, yıkıcılığında; bezdiğimiz, bıktığımız, usandığımız zaman kafamız karma karışık olur, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, neyin gerçek neyin hakikat olduğunu anlayamaz duruma geleceğimizi seçim yapmada kararsızlık göstereceğimizi öğrendik.
2.    Ne yapacağımızı bilmez bir hale geldiğimiz zaman Şems Hazretlerine yakınlaşmamız, onun nurlu yol göstericiliğinden, hakikati olduğu gibi göstermesinden yararlanmamız gerektiğini öğrendik.
3.    Hak dostları0 ahrete gidince bu dünyadaki gücünden milyonlarca daha fazla güce eriştiklerini yardım etme yetkilerinin ve güçlerinin olduğunu öğrendik.
4.    Şems Hazretlerini tanıyan birinin başka bir önder aramayacağını öğrendik.
                                *   
İşte böyle yaren,
Şems Hazretlerinin kendisine yaklaşanlara ve yardım isteyenlerin isteklerine kavuşturduğunu, geçici dünyalık zevklerden uzaklaştırıp ebedi sevinç içinde yaşamayı öğrettiğini, yardım ettiğini, yol gösterdiğini öğrendik, anladık. 
                                 *  

RAVLİ

5 Nisan 2015 Pazar

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2440 İNCİ BEYİT

2440-  Davran, sıçra, kalk uykudan da bak, işte apaydın gün geldi;
Tut, çek, sök çıkar uykudan, gitme çağı gelip çattı.

Ne vaktedek işaretler gelip duracak da sen duymazlıktan geleceksin?
Korkuyorum, aşk, bu hoca aptallaştı, bön (Budala, ahmak, saf, avanak) bir adam bu diyecek.

Başak devşirenler (Sapla samanı birbirinden ayırarak) geçip gittiler de şu başak devşiren otura (Nasıl yapacağını bilmeden) kaldı.
Öyle ağırlaştı, öyle hamlaştı ki harmandaki yığına döndü.

Ey âşıklar, güzellikte herkesi geçen o Ay, haber gönderiyor size.
Gökyüzünde bir tomar üstüne bir satır yazı yazdı, kimdir burada okumak bilen ki gelsin de okusun o satırı.

Safranla yazılmış, can sırrıdır bu satır, her harfi yeniden yakılmış, yalımlaşmış (Alevlenmiş) bir ateş, ta yüreklere işlemekte.

Bir bucağa sığınmışız, aşka düşmüşüz, yamalı hırkaya bürünmüşüz;
Biz nerdeyiz, halk nerde?
Fakat o boğazımızdan tutmuş, bizi çekip duruyor.

Elsiziz, ayaksızız, bir top gibiyiz, onun bulunduğu tarafa yuvarlanıyoruz;
Çevgen saçları, bizi o yana doğru koşturup duruyor.

Bu yana koştum mu çevgeni saldırır da kendi tarafına çeker beni, söyle bakalım, kim bilir bu sırrı?

Ne yanda olursam olayım sarhoşum (Elsiz, ayaksız top gibiyim), onun çevgenine (Topa vurulan ucu eğri sopasına) tapmadayım;
Hükmünü yürütünceye dek yokluğun ta içinde varım, var gibi görünmedeyim.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Allah’tan her an kendisine yaklaşmamız için çağrılar geldiğini, görmedim, duymadım, bilmiyorum diyerek üç maymun olmaktan çıkmamız, yola düşmemiz gerektiğini öğrendik.
2.    Allah’a giden yolun uzun olduğunu, olgunlaşmamış olarak kalmamızın yanlış olduğunu, vakit kaybetmeden yola düşmemiz gerektiğini öğrendik.
3.    Allah kendisine aşk duyanları seçtiğini, bu insanı kendisine çektiğini, diğer insanları kendi haline bıraktığını öğrendik.
                                *   
İşte böyle yaren,
Her ezan, her sala, her Kur’an okunması, her mevlit okunması, her ölüm, her mübarek gün ve gecenin yola çıkmamız için uyarı olduğunu bunun da Allah’ın daveti olduğunu öğrendik, anladık.

Allah’ın davetini önemseyenlerin Allah dostlarını arayıp bulması, onların sözlerinden ve hayat hikâyelerinden yaklaşma yollarını öğrenmesi gerektiğini öğrendik, anladık.
                                 *  

RAVLİ

Popüler Yayınlar