4 Aralık 2014 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 1250 İNCİ BEYİT

1250-   Her an daha da fazla gençleşmedeyim, daha da fazla gizlenmedeyim kendimden;
O düzgün, o yolunda devletimin (Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı ve gücü olan aşk) sayesinde daima daha da fazla güzelleşmedeyim, daha da fazla alımlı hale gelmedeyim.

Mademki canın bir parçasıyım, tüm can olayım;
Gülün dikeniyim, gül haline geleyim.

Duyduk” sözü oldum, beni döndürüp halden hale sokan güzelimin şu devrinde “ Söyle” sözüne döneyim.

Ey el çırpanım, şaşırma!
Ey çalgıcım, tembelleşme!
Bir gün olur, o vergi sahibi padişahım senden özürler diler elbet.

Bir gün gelir, onun sarhoşu olursun, bir gün olur, elini öpersin onun, bir gün gelir, sarığım gibi perişan olur gidersin

Ey canım, kendisine Ferhat kesilen (Sevdiği için dağları delen) güzel, bu gece can, onu andı;
Çengi tellerini kırdı, feryat (Zarar, ziyan, sıkıntı verene şikâyet) bu yeni töreden (Adaletsizlikten).

Ona karşı Mecnun da kim oluyor, onun aşkıyla gönlü yaralanan Leyla kesilir (Sevenini seven olur);
Türesi hoş Leyla da Leylaların sabrını, kararını alır gider.

Oğul!
Babanın elini tut, seher çağına kadar vefa (Sevgini, bağlılığını) göster ona;
Çünkü bu gece o ateşler yağdıran bulutun yüzünden kıvılcımlara boğuldum ben.

Şarap onun için haram oldu ki can sabırsızlaşır onu içince (Sevgili olan Şems Hazretlerini görme arzusu acele ettirir);
Kutsuz Zühal (Keder ve üzüntü veren yıldız) de ay yüzlümü görmeye yol vermez ona.

Can onun yüzünden titreyip duruyor ya, fakat o, yüzlerce titreyişe değer;
Nerde benim uçsuz bucaksız coşkun denizimin dalgalarını arayan, o dalgalara can veren gözler?

Ey beşin, altının padişahı!
Kıyamete dek onu söyleyeceğim;
Hayret bile benim haşır-neşir (Ölmüş olmama rağmen bir diri gibi sırlar saçmama, bilgiler dağıtmama, herkesçe bilinir) olmama hayran olup duruyor.
                             ***    
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Aşkın gençleştirdiğini, düzgün bir yaşam sağladığını, güzelleştirdiğini, çekici, cazibeli bir hale getireceğini öğrendik.
2.    Canın, canımızın bir parçası olduğunu öğrenince canın bütünlüğüne ulaşmamız, tümden can olmamız gerektiğini, bu sayede başkasını rahatsız etmekten kurtularak güzel bir insan olmamız gerektiğini öğrendik.
3.    Aşkın insanı değişik hallere soktuğunu, bir halden çıkarıp diğer bir hale getirdiğini öğrendik.
4.    Sevenin bir zaman sonra sevilen haline geleceğini öğrendik.
5.    Sevilenin yüzünü görmek için kıskançların çeşitli engeller çıkardığını, bundan yılıp vazgeçmenin yanlış olduğunu öğrendik.
                      *                                           
İşte böyle yaren,
Hazreti Mevlana’yı büyük bir istekle hayranlık veya heyecan duyan kişilerin kararlarında sabırla durdukları takdirde yararlanabileceklerini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

3 Aralık 2014 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 1240 İNCİ BEYİT

1240-   Ey bu sofrada beslendiğimiz dudu (Allah’tan haber veren) kuşumuz, keyfiyete (Sevda kuralına) sığmayan şekerden başka bir şey çiğneme:

Ne ayn-dan (Gördüklerinden) bahset, ne arazdan (Rastlantılarından), ne şekilden (Davranış biçiminden) söyle bana, ne eserlerden (Emek sonucu ortaya çıkan ürünlerden).

Canım, gönlüm, küfürden ne kaçar, imandan da, o yana gider.
Ondan başka işim gücüm varsa cehennem kesilir bana o iş güç.

A güzelim, tablam senin şekerlerinle dopdoluyken başkasının davulunu nasıl döverim ey saçının her büklümünde yüzlerce misk olan, yüzlerce güzel koku satana kokular veren sevgilim!

Oğul!
Beni konukla (Gönlünde misafir et, saygı göster, hizmet et);
Budur yiyeceğim, içeceğim;
Budur bağım, bahçem, budur altınım gümüşüm diye ta seher çağına dek bu perdeden çal (Varını yoğunu ortaya çıkar benimle paylaş).

Uyumuş gönlüm uyandı, gece sarhoş olanım ayrıldı;
O bol-bol yağmurla dolu bulutumdan canıma bir şimşektir, çaktı.

Ey gözlerime ibret kesilen (Ders alan), önce gelenlerin de, sonra gelenlerin de ibret (Uyarıcı sonuç almak için bakan) gözleri bu çeşit bir aşk görmedi gitti.

Çok taş oldum, çok inci kesildim, çok inandım, çok kâfir oldum;
Şu çağırışta, şu tekrar-tekrar, çeşit-çeşit hallere girişte gâh ayak oldum, gâh baş.

Bir günceğiz de kendimden geçeyim, iyiye, kötüye boş vereyim, herkesin muhtaç olduğu o ihtiyaçsız Tanrı’nın sıfatlarını söylemeye koyulalım.

Canım bunlardan bir neşe almadı.
Ey yol-yol hâreli (Parlak ve dalgalı gözüken) göğün sahibi!
Ey gül yüzlüm!
Ey benim gül bahçem!
Ey cennetim benim!
Ey çiçeklerim benim!

Bu gece de nedir?
Yüzyıllar geçti de bu ateş sönmedi!
Bu cehennem yatışmadı!
Be utancımdan su kesildim de gene o ateşim sakinleşmedi.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Allah’tan haber veren kişiye nerden duydun dendiği zaman “Kuşlar söyledi” diye söylenmesi gibi Allah’tan haber veren kişiye dudu kuşu ile gizleme yapıldığını öğrendik.
2.    Allah’tan haber veren kişiye sevgiliye nasıl davranıyorsak onun gibi davranmak gerektiğini öğrendik.
3.    Allah’tan haber veren bir kişiye hizmet etmemiz gerektiğini, başka işlerle uğraşmamamız gerektiğini öğrendik.
4.    Allah’tan haber veren kişiye yönelen aşkın bir zaman sonra Allah’a yöneldiğini öğrendik.
                      *                                           
İşte böyle yaren,
Allah’tan haber veren kişinin Allah’a olan aşkı kuvvetlendirdiğini, canımızı ateşlendirdiğini, sönmeyen bir ateşli istekle Allah’a kavuşmak isteğini kuvvetlendirdiğini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

2 Aralık 2014 Salı

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 1230 İNCİ BEYİT

1230-   Onunla buluşmaktan nasıl bahsedeyim.
Güzelliğini nasıl anlatayım?

O dudu kuşları (Söz söyleyen, Allah’tan haber veren), benim şu tuzağıma yaklaşmıyor ki.

Sevgilime, sözlerimin kadrince (Değerince) bakma;
Fikirlerimin gönlünde Musa’nın Turisina’sını (Allah ile Musa Peygamberin konuştuğu yer gibi bil) seyret.

Benim bu uyanık devletim (Büyüklüğüm, makamım), bu gece bu sözlerle uyanıklara, sırlara ait bir remiz (İfade edilmesi güç olanı) söyleyecek, bir işarette bulunacak (Anlamlı izi gösterecek).

O uykusuz fil, geceleyin nasıl oldu da Hindistan’ı rüyasında gördü, şaşıyorum buna;
Leyla sevgilisini aramak için Mecnun’a (Sevdadan dolayı deliye ) dönen gönlüme geldi benim.

Bu gece (Sevdanın coşup taşmasından) gönül selimden suyum, toprağım (Vücudum) yıkılacak, çünkü nehirlerimin çeşmesi gönül olduğundan akıp duruyor.

Kulağıma öylesine haykırdı ki o sesle her zerre sarhoş oldu.
Benim uçan Cafer’imin kanat seslerini duyuyorum, anlıyorum ki uçtukça uçuyor.
(Ca’fer-i Tayyâr: Hazreti Muhammed’in amcalarındandır.
Mote savaşında bayraktardı.
Kolları kesilerek şehit edilmiş ve Muhammed iki kolu yerine iki kanat verildiğini ve cennette uçmakta olduğunu söylediği için “ Tatyar” denilmiştir)

Yarabbi!
Canıma bu dilden başka bir dil ver de birliğini söylerken zünnarım (Dine hizmet etme kararım) çözülmesin.

Gönlümden sabrı, kararı aldın, beni sarhoş ettin, yerlere yıktın;
Nerde bilgim, nerde hilmim (Doğuştan olan huy yumuşaklığım, şiddete tahammülüm, nefsini heyecanlardan koruyan ağırbaşlılığım, sakinliğim) nerde o her şeyi anlayan aklım?

Oğul, ört bunu, o gümüş bedenli güzel duymasın;
Ondan başka ne varsa, can bile olsa ağyardır (Yabancı, başkasıdır) bana.

Ey eşsiz güzelim!
Ey sözle anlatmama imkân bulunmayan!
Ey vasfı (Nitelikleri) söze sığmayan dilberim!
Ey suçlarımı örten, söze bir güzellik ver, şu sözü bir beze (Süsle).
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Şems Hazretleriyle konuşmanın, onun sözlerini dinlemenin gönül aynasında görüntü oluşturduğunu, Allah’ın Musa ile buluşması, söylenen sözler ve Musa Peygamberin sorularına aldığı cevaplar gibi buluşmanın olağan üstü güzelliklere kavuşturacağını öğrendik.
2.    Şems Hazretlerini anlatan sözlerinin ve fikirlerinin çok değerli olduğunu fakat bu sözlerin Hazreti tam ifade etmekten uzak olduğunu öğrendik.
3.    Sevdanın insanın aklını başından aldığını öğrendik.     
                      *                                            
İşte böyle yaren,
Aşırı ve güçlü bir sevgiye tutulan kişinin; bilgisi, doğuştan olan huyu, aklı ne kadar büyük olursa olsun sarhoşluğa tutulacağını, sevdiği neyse ondan çok fazla mutluluk duyan duruma geleceğini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

1 Aralık 2014 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 1220 İNCİ BEYİT

1220-   Her şekil Ay’dan da güzel, baldan da, şekerden de tatlı;
Yüz binlerce debdebeye çeşit, çeşit bezenip kuşanarak hepsi de benim sevgilime hizmet ediyor.

Hepsi de dervişlerin saltanatına hayran, gökyüzünün suyu, onların deresinde akmada.
Ey gönül, sen de sarhoşça onların mahallesine geldin ya, el çırp artık.

O Ay gibi aydın alınlı güzelin yüzünden yeryüzü, göğe döndü;
Medet (Yardım) edin, şu fitnelerle (Karışıklarla, kargaşalarla, arabozuculuklarla) dolu nakışlardan (Hilelerden) kurtarın bizi ey Müslümanlar.

Ansızın bir koku aldım, belki de sevgilimden geliyor bu koku, belki de o vefalı (Sevgisini sürdüren dostlukla bağlı olan) sarhoş güzelim beni anarak şarap içmede.

Ey canda, gönülde konaklayan dilber, nasıl olur da onun gönlünden çıkarım, beni anmaz;
Her lâhza (An) hasta gönlüme bir macun (İlaç) hazırlamada.

Hele şimdi o coşkunluk yüzünden, o örtülüp gizlenemeyecek coşup köpürüşünden rahmet (Koruma, esirgeme, bağışlama), benim sırlar denizimde Ceyhun (Nehri) gibi çağlayıp akıyor.

Bu söyleyişim, şu sözlerim, hallerime perdedir (Sözlerim esas durumumu gizlemektedir), gül bahçesine benzeyen gönlüm, dikeni benzeyen düşüncemden öylesine utanıp arlanıyor ki.

Nerde benim sevdama lâyık bir nara, bir ses;
Nerde benim nurlarıma benzer bir Güneş yahut Ay?

Bırak şimdi bunu, benim pasımı gidererek zencileri birbirine katmak, kırıp geçirmek için Habeş ülkesine Rum diyarından bir kayser (Başkan) geldi.

Damına çık da seyret, haberi, her lâhza gönül penceresinden gidiyor da ateşlerle beslenen canıma gelip çatıyor.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Derviş topluluğuna katılanın kargaşalardan, karışıklardan, hilelerden kurtulduğunu, Allah’ın yarattığı güzellikleri görür duruma geldiklerini, bu topluluğa gökteki varlıkların hayran olduklarını öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin Allah’ın tüm güzelliklerini dostluk icabı gönlümüze göstereceğini öğrendik.
3.    Şems Hazretlerini Hazreti Mevlana’nın bir sevgili, bir dost olarak gördüğünü ve tüm yaklaşımlarının bu duyguya göre olduğunu öğrendik.
                         *
İşte böyle yaren,
Allah dostunu sevgili olarak bilme ve ona yakın olmakla kavgalardan, kargaşalardan, karışıklardan, iki yüzlülükten, hilelerden kurtulup Allah’ın sanatının güzelliklerini görebilecek olanaklara sahip olacağımızı öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

Popüler Yayınlar