4 Kasım 2014 Salı

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 950 İNCİ BEYİT

950-  A dostlar, hüzünlenmeyin (Gönül üzgünlüğü, gam, keder üzüntüye kapılmayın) sizi kâra kavuşturdum, zengin ettim sizi;
Düzene (Hileye) kaçıp kimseyi aldatmayın.

Güç verdim, kuvvet verdim size, yüreklendirdim sizi, korkmayın, adınızı sanınızı aşağılatmayın.

Rabbim, Aç gönüllerimizi rabbim!
Yücelt kadrimizi (Değerimizi);

Rabbim, göster dolunayınızı (Karanlıklarda kaldığımız zaman bizi aydınlatacak kişiyi göster, tanıyalım, bilelim);
Tapmayın uydurduğunuz yalancı rablere.

Ondan başka Tanrım yoktur benim, bütün yaratıklar, hayrına, lütfuna nail (Muradına ermiştir) olmuştur;

İhsanı (İyiliklerini bağışlamış), vaadini (Verdiği sözü) yerine getirmiştir;
Siz de sizden sonra gelen soylarınızı mahrum etmeyin.

Sözden gönül kokusu gelir, gönül de sözden belirir, meydana çıkar;
Öyle söz söyleyin ki kabul edilsin, sizinle düşüp kalkanları rüsva-y (Ayıplamayın, rezil) etmeyin.

Ey Cem’in kadehi gibi (Her şeyin hakikatini olduğu gibi gösteren) tertemiz yürüyüp giden, ey o Ay yüzlünün aşkıyla töhmet (Sana yüklenen, işlediğin sanılan fakat henüz aydınlanmamış olan suç, suçlama) altına giren;
Bu ölüm, zaten temizliğini meydana çıkarır, o kadar yeme.

Ey cancağazım (İçinden beni isteyen), canım, canınla beraber kan denizi içinde araştırıp durmada, bakalım inciyi (Manayı) kim elde edecek, kim elde ederse meydana çıkacak a amcasının canı ciğeri.

Ben nasıl göz yumarım, nasıl ümitsiz bir hale gelirim o inci denizinden ki can denizinin kıyısından andan ana, durmadan muştuluk (Sevinçli haberler) geliyor.

Ben aşka düştüm de tembelleştim;
O tembellikle üstünlükten de geçtim, üstünlük davasından da;
Çünkü padişahın aşkıyla az, çok olmada, çok az sayılmada.

Gönül göğü, onun sofrasından şarap içti de yüzü sarardı;
Aşkı, benzimi görünce bu bizdendir, bizimdir diye seçti, ayırdı beni.

O renkten renge girmeyen padişahın aşkıyla renkten renge giren şu yüzüme bak;
Gâh (Bazen)gamıyla safran gibi sap-sarı, gâh utançtan bakan gibi kıpkırmızı.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Mevlana Hazretleri ile dost olanın görünüşte fakir olmasına rağmen zenginliğe kavuşacağını, dostluk kurarak yararlı ve faydalı iş yaptığını öğrendik.
2.    Mevlana Hazretleriyle dost olanın kişinin kısa vadeli kazancın peşine düşüp dünya işlerine dalmaması, Hazretten uzaklaşmaması, kendisi ve başkalarını aldatmadan sakınması gerektiğini öğrendik.
3.    Allah yerine insanların yaptığı ve kutsadığı değerlere çok değer verip Rabbimizden uzaklaşmamızın yanlış olduğunu öğrendik.
4.    Allah ile ilgisini kesen kişilerin gönüllerinin daralıp sebebi belli olmayan sıkıntılara gireceğini öğrendik.
5.    Bizden sonra gelecek çocuklarımıza Allah sevgisini aşılamamız ve sevdirmemiz gerektiğini, kâinatta sözünü yerine tam ve eksiksiz yerine getirenin Allah olduğunu öğrendik.
6.    Allah ile dostluk kuranın duası ile gönlünün açıldığını, aydın Hak dostları ile tanıştığını, Allah huzuruna erişmek için yolu öğrendiklerini öğrendik.
7.    Hak sözlerini söyleyen kişinin sözlerine çok dikkat etmemiz önemsememiz ve değerlendirmemiz gerektiğini, söyledikleri sözlerin gönülden geldiğini öğrendik.
8.    Ağzımızdan çıkan sözün kabul edilen sözler olması gerektiğini, Hak sözlerinin kabul edileceğini öğrendik.
9.    Bizimle yakın ilişki olanlara nazik davranmamız gerektiğini öğrendik.
10.                      Ölüm ile temiz olanın temizliğinin ortaya çıkacağını öğrendik.
11.                      Manaya ulaşıp değeri hiçbir vakit değişmeyen aslı esasa ulaşmanın kolayca olamayacağını, içten bir istekle Mevlana hazretlerini isteyenin kavuşabileceğini öğrendik.
                       *
İşte böyle yaren,
Allah’ı sevenin Hazreti Mevlana ile içten gelen bir istekle yakınlaşıp Allah’a ulaşma yolunu öğrenmesi ve yardım görmesinin gerektiğini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

3 Kasım 2014 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 940 İNCİ BEYİT

940-  Ey bize nimetler (Yaşamak için gerekli her şeyi) veren (Allah’ım), ayaklarımızı diret (Israr et)!
Sen olmadıkça rahatlar, zahmetlerin ta kendisidir, sıhhatler, hastalıktır ey sevgili!

A gökyüzü, bu dönüşü o Ay yüzlüden (Şemsi Tebrizi’den) öğrendim ben, onun güneşine zerreyim, bu titreyip oynamayı ondan belledim (Öğrendim) ben.

Hey yüzünün örtüsü Ay olan (Nur yüzlü, parlak yüzlü)!
 Hey arkında can ırmağı akıp duran sevgili!
Yüzüstü (Allah’a gitmeye yola çıkmış fakat yolu tamamlayamamış olarak) koşa-koşa gitmeyi o ırmaktan (Şemsi Tebriz’inin can denizine dökülen büyük akarsu yolundan) öğrendim ben.

Gül bahçesi bana, şu nâfeyi (Güzel kokuyu) nasıl da aşırdın der durur.
Ben bir aslanım ki nâfe kapmayı onun (Karnında güzel koku yapan) ceylanından öğrendim.

Şimdicik şu güzelim ip cambazlığını ben de, kabak gibi, onun bahçesinden, onun kurumuş, bükülmüş hurma dalından, onun alnına dökülen büklüm-büklüm saçlarından öğrendim.

Şu dünyanın bütün resimlerinden, nakışlarından gözümü de yumdum, ağzımı da;
Bu yüzden de renksiz, kokusuz, şaşırır bir ressamlık belledim.

Onun ihsanı, onun cömertliği, o yaratıcılığı gözlerimi açtı da o lütuf, o ihsan sahibinden öğrendim anbean (Her an) can vermeyi.

Uykuda cihet (Yön) olmaksızın gidersin, cihetsizliğe yol alırsın;
Uyanıkken altı yöne (Yukarı-aşağı-sağa-sola-öne-arkaya) yürüme, cihetten söz etme;
Çünkü cihetten de ayrı bir yön belledim ben.

Gerçekten de kapınızı açtık, dostlarınızı kendinizden ayırmayın, uzaklaştırmayın onları;
Sizden ayrılana da hayıflanmayın, elbiselerinizi kirletmeyin, temiz olun.

Hamdolsun Tanrıya lütfetti de dayandığım dinin sayesinde, kendisini övme kudretini ihsan etti bize;
Artık kapatmayın kapılarınızı.

                             ***   
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Allah’a beraber olmadan olan her şeyin iyi olmadığını öğrendik.
2.    Hazreti Mevlana’nın Şems Hazretlerinden feleğin işleyişini öğrendiğini öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinin Allah’a ulaşmak için yola çıktığını, henüz ulaşamadığını, en etkili yol olan Şems Hazretlerinin yolunu öğrenip gittiğini, böylece muradına erdiğini öğrendik.
4.    Mevlana Hazretlerinin gürbüz, cesur ve yiğit olduğunu, büyük avlar avlayacak kudrette olduğunu, Şems Hazretlerini avladığını öğrendik.
5.    Hazreti Mevlana’nın Şems Hazretlerinden dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici işleri gördüğünü ve öğrendiğini, sonra dünyanın bütün işlerini boş verdiğini öğrendik.
6.    Şems Hazretleri Hazreti Mevlana’nın gözünü açtığını, böylece can vermeyi, cömertliği, yaratıcılığı görüp öğrendiğini öğrendik.
7.    Her yere gidiş yönü olduğunu fakat bu yönlerden ayrı bir yön ve yol olduğunu, bunu da Hazreti Mevlana’nın yönü ve yolu olduğunu öğrendik.
                       *
İşte böyle yaren,
Hazreti Mevlana’nın kendisine gelenlere kapısının açık olduğunu, kendisiyle dost olanları diğer dostlarından ayırmadığını, bizden temiz olmamızı istediğini, kendisinden ayrılanlara da kötü sözler söylemeyeceğini öğrendik.

Hazreti Mevlana’nın Allah’ın verdiğini sakınmadan dağıttığını, bizim de böyle davranmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

2 Kasım 2014 Pazar

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 930 İNCİ BEYİT

930-  Gül:
 “Sabır (Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç) darlığın (Geçim zorluğu, iç sıkıntısının), sıkıntının anahtarıdır (Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluğun giderilmesi için şifreleri çözen elverişli durum, fırsat, araç, sebeptir)” dedi de goncadan baş gösterdi;

Her dal (Branş) vebal yok (Günahsız), çünkü sabrettim de inciler (Değişmeyen değerler) saçarak geldim demeye (Söylemeye) koyuldu.

Ey nefsi küll (İsteklerden meydana gelen bütünlük), şekiller yapıp durma.
Ey aklı küll (Düşüncelerden meydana gelen bütünlük), kalemini kır (Yazmayı bırak).
Ey (Allah’ı) arayan er, su üstünde ayak izini pek de arama (Yanlış yerde iz yol arama).

Ey gönlü temiz âşık, akarsu gibi arı-duru (Saf, tertemiz) bir halde yürü;
Çünkü bu dalgasız (Geçici olmayan), duru (Bulanık olmayan) su, her an canlara can (Yaşama, hayat, güç, dirilik) katmada.   

Düğümsüz (Anlaşılan, açıkta olan) su, yel (Rüzgâr) yüzünden bir an için pul-pul bir zırh giyinse bile deredeki suya kusur (Özür) bulma, onun ne korkusu vardır, ne derdi.

Nakışsızlıktaki (Sade görünümdeki) nakışları (Kalıcı ve etkili işlemeleri), şekilsizdeki (Belirli bir tarifi edilemeyende) şekilleri (Açıklamaları, anlatımları) gör.
Her şeklin yüzlerce rengi (Çeşitlilik), yüzlerce kokusu (Belirtisi, işareti) vardır.

Azıksızlıktaki (Yiyecek ve içecek azlığında, yokluğunda) azığa (Manevi yiyecek ve içeceğe) bak, her dalda (Branşta) bir İrem (Irmak kenarındaki) bağı.

O şekilleri bozan şekil yok mu?
Canın da kaynağıdır o, gönlün de.
Ondan utancından beden eridi gitti, can hareme (Yalnızlığa) kaçtı.

Şarabı, yeli yüzünden nice hür kulları, nefeslerini maden gibi çekip sustular, karınlarını dağ gibi şişirdiler.

Denizden mi bahsediyorsun, inciden mi, yoksa acı hükmün, sert dönmez takdirin, mutlaka hükmünü yürüteceğinden mi?
Sözlerle bir şey elde edemezsin, bayrağın altına kadar at sür, yürü.

Bu yolu (Allah’a gidiş) acayip, ters bir yol bil.
Bil ki mevki ile ululuk, kuyu dibindedir (Aşağının da daha aşağında olmayı kabul edip benimsemektedir) bu yolda.

Dalgalanan kan denizine vardın mı kerem (Büyüklük, ululuk) sofrasını (Bolluk ve çeşitliliği) kan (İlk kaynağı) içinde ara.

Ateşin içinde su var, su içinde ateş gizli.
Can, ateşine atıldı mı neşe içindedir.
Gönül, suyuna daldı mı nedametlere (Pişmanlıklara) düşer.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Başımıza gelen sebebini bildiğimiz veya bilmediğimiz iç veya dışta olan sıkıntılar karşısında şikâyet etmememiz, suçlayıcı davranışlarda bulunmanın yanlış olduğunu, bize gerekli olanın zamana bırakarak gelişmelerden meydana çıkacak fırsatlarla normale dönmek için kendimizi daha fazla yormamamız, acele etmekle halledilebilecek sorunu bulandırarak, sulandırarak işin içinden çıkılamaz bir hale getirmekten sakınmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Sıkıntının, belanın, kazanın Allah’tan geldiğini bilerek ve kabul ederek kabul etmemiz ve bu hükmün üstümüzden kaldırılması için dua ederek sakin bir bekleyişte olmamız gerektiğini öğrendik.
3.    Nefsimizin istekleri şekillerle donatarak gerçeklikten uzaklaştırdığını öğrendik.
4.    Aklımızın her şeyi anlayıp kavrayacak kadar kuvvetli ve büyük olmadığını bilerek sorunlarımızı ille de akılla çözme fikrinden vazgeçmemiz gerektiğini öğrendik.
5.    Kendimizi kirletmeden doğru yerde doğru iz ve işaretleri bularak yolumuza eminlik içinde gitmemiz gerektiğini, at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir ortamda ayırt edici davranmamız gerektiğini öğrendik.
6.    Yaşamın ve diriliğin kalıcı olması için tertemiz, saf olarak gelip geçici isteklerden kendimizi kurtarmamız, bulanıklıktan kurtularak saf ve temiz olarak yolda ilerlememiz gerektiğini öğrendik.
7.    Dünya yaşamının sıkıntılarla dolu olmasına rağmen temiz kişinin kendi halinde yaşadığını öğrendik.
8.    Hiçbir şeyin ilk bakışta gördüğümüz gibi olmadığını, gizlenmiş binlerce şekillere sahip olduğunu öğrendik.
9.    Kışın gördüğümüz kuru bir dalın bile zamanı gelince yapraklar ve çiçekler açarak meyve vereceğini görmemiz ve anlamamız gerektiğini öğrendik.
10.                      Tanrının sayısız şekilleri bozup yok ettiğini, sayısız yeni şekiller yaptığını, canın kaynağına giden kişinin bunları görebileceğini fakat anlatmayacaklarını öğrendik.
11.                      Allah’a giden yolun ters ve acayip bir yol olduğunu, uygun olmayanların bu yolda ilerlemelerini engelleyecek ters yollar ile engel olunduğunu öğrendik.
12.                      Birbiri içinde gizlenmiş birbirine zıt gibi görünen kuvvetler olduğunu bilmemiz ve görmemiz gerektiğini öğrendik.
13.                      Can alemini önemseyenlerin neşe içinde yaşayacaklarını, gönül işlerini önemseyenlerin pişmanlık içine düşeceklerini öğrendik.
                       *
İşte böyle yaren,
Bütün zorluk ve yorgunlukların Allah’a ulaşana kadar olduğunu, İlk kaynağa ulaşma arayışıyla yolculuk edenlerin durağı olduğunu, burada kişinin büyüklerin sofrasına oturacak yere kavuşabileceğini öğrendik, anladık.

                                  *

RAVLİ

1 Kasım 2014 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 920 İNCİ BEYİT

920-  Seni helvanın ta kendisi yapar ki (Tatlı sert bir insan) bu, sana yüzlerce helva vermesinden daha iyidir.

Zaten ben can helvasının lezzetini, onun (Şems Hazretlerinin) dudağından başka bir yerde tatmadım da.

Sus,!
Çünkü söz söylerken helva ağzından düşer.
Benim bir koku aldığım gibi elbette herkes, sözsüz bir koku (belirti, işaret) alır.

Her koruk (Olgunlaşmamış, ekşi),
Ey Tebrizli Şemseddin gel!

Hamlıktan (Gerçekleşmesi kolay olmayan ve imkânı olmayanlar), tatsızlıktan için-için inlemedeyim diye feryada (Haykırmaya, çığlık atmaya) başladı işte.

Sevgilinin (Allah’ın) gül bahçesinden geldim, mahmur gözlerime bak, meyhanecinin mahallesinden geldim ben diye güzelim bir hayaldir geldi gözlerime.

(Şems Hazretlerinin hayali) Diyor ki:
Sarhoşluğun sermayesi de benim, varlığın dileği; isteği de.
Yukarı da benim, aşağı da.
Dönüp duran gökyüzü gibi geldim ben.

Ben oyum ki ta yaradılıştan beri geldim, ruhla uzlaştım, kaynaştım; dönüp gittim, tekrar geldim, pergel gibi bir noktanın çevresinde dönüp dolaştım.

Ben (Hazreti Mevlana) de gel dedim, hoşlar geldin, sefalar getirdin; medet et, yardım et bana, yardıma geldin her halde.
(Şems Hazretlerinin hayali) Dedi ki:
Yardıma geldim, bu iş için geldim zaten.

Ay’ım ben, ışığımsın benim; hem gül bahçesisin sen, hem su.
Bunca yolu senin için aştım, koşa-koşa ayakkabımı bile giymeden, sarığımı bile sarmadan geldim.

(Şems Hazretlerinin hayalinin sözü) Gerçi hamsın oğul (Hazreti Mevlana’ya hitap), fakat kutlu adın sanın var; Acı davranma, çünkü çok lütuflarla geldim sana.

(Şems Hazretleri) Gülerek gir ileriye, acılığı yok et.
Ey güzelim acılık, sevin, önce tiken geldim amma güller vereceğim sana.
                                 ***   
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Başkasından tatlılık beklemek yerine kendimizi tatlılaştırmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin insanı tatlı bir hale getirecek güçte ve yetenekte olduğunu öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin sözlerinin candan olduğunu öğrendik.
4.    Hamlıktan kurtulmak, olgunlaşmak için Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerinden yardım istediğini öğrendik.
                       *
İşte böyle yaren,
İçimizdeki acılığı yok etmek için bilen ve yetenekli büyüklerimizden yardım istememiz, bizi tiken iken gül haline sokmasını dilememiz gerektiğini öğrendik, anladık.

Bir büyüğün bize bir şeyler vermesinden daha iyi ve önemli olanın bizi yetiştirmesi, hamlıktan kurtarması olduğunu öğrendik, anladık.

Koskoca Mevlana Hazretlerinin kendini ham görüp yardım istediğine göre bizim haydi-haydi istememiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

Popüler Yayınlar