2 Mart 2014 Pazar

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 396

Her cidi hezlest piş-i hâzilan
Hezilha ciddest piş-i âkılân
(Hazreti Mevlana, Mesnevi 4.inci cilt 3559 inci beyit açıklaması)

“ Her ciddi şey, maskaralıklara (Eğlendirici, güldürücü davranışlara) göre maskaralıktır (Eğlencedir, güldürüdür), şakadır.
Fakat akıllara göre latifeler (Yumuşak, hoş, güzel, sevimli, güldüren, tuhaf ve güzel söz) de ciddidir (Önem verilmesi gereken gerçeklerdir).”

Ârifler (Çok anlayışlı ve sezgili), her maskaralığı, şakaya ciddi görürler.
İstidatsız (Yeteneksiz) olanlar ciddiyi maskaralık, şaka telakki (Kabul) ederler.

Cihanın bütün zerreleri (Parçaları) vahdete gark (Tanrı ile bir) olmuşken, arifler hiç hezli (Ciddi olmayan söz, saçma, uydurma, yalan konuşmak) maskaralık, latife görürler mi?

Zahiri de (Dışı), batını (İçi) da nur gör.
Yalnız zahiri (Dışı) gören göz, bu anlayıştan uzaktır.

Arifler, Hakkın vasıflarından nasip almışlar, beşeri vasıflardan kurtulmuş ve hür olmuşlardır.

Sen eğer gönül sahibi arif bir ersen, kendinden kurtulmuş ve Allah’a vasıl (Ulaşan) olmuşsundur.

                                          ***
GÜLŞEN-İ TEVHİD İBRAHİM ŞÂHİDİ
Çev: Midhat Bahari BEYTUR
İnkilap ve Aka kitapevleri koll. Şrt.
                                           ***
Neler öğrendik.
1.    Şakanın bir şey öğretmek için olduğunu, şakayı da ciddiye almamız gerektiğini, içsel mesajı anlamamız gerektiğini öğrendik.
2.    Cahillerin ciddi sözü bir sebebe bağlayarak şaka veya çekemezlik alanına götürerek hükümsüz hale getirdiklerini öğrendik.
3.    Ariflerin şakayı bile ciddiye alarak verilmek istenen mesajı anlamaya çalıştıklarını öğrendik.
                                        *
İşte böyle yaren,
Benlikten, kibirden, dünya malına mülküne, makamından kendini kurtaranın kendini kendinden kurtarmış olduğunu, Allah’a ulaştıklarını öğrendik, anladık.
                                              *                                                   
RAVLİ

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 395

Fark angeh baş ed ez Hakk-u mecâz
Ki kuned kuhl-i inayet çeşim bâz
(Hazreti Mevlana, Mesnevi 4.inci cilt 3464 inci beyit açıklaması)

“ Hakkın inayet sürmesi (İyilik adına görmeni sağlayacak ışık, verilen nur), gözünü aydınlattığı ve açtığı zaman Hakikat ile mecazı (Gerçek anlamından ayrılmış olanı) ayırt eder, anlarsın.”

Söylediğim sözü, iyi anla.
Bil ki bu söz Tanrı’dan gelmiştir (Tanrı kaynaklı).

Sen kendine bilgin diyorsun ama neden sözümün sırrını anlamıyorsun?
Bendeki sırları anlamış olsan, Mevlevi olur, benim dostum olursun.

Bu nazm-a (Mesneviye), bu tertibe hoşça bak.
Bu kitap Tanrı sırlarının usturlabıdır (Gök cisimlerinin yükseltisini gösteren araçtır).

Sözlerim hakikatin hakikatidir. (Kendi aklımdan uydurma değil.)
Muhakkak ki hepsi de Hakkın ihsanıdır (Bağışlarıdır), hezil (Zayıf, bitkin) değildir.

                                          ***
GÜLŞEN-İ TEVHİD İBRAHİM ŞÂHİDİ
Çev: Midhat Bahari BEYTUR
İnkilap ve Aka kitapevleri koll. Şrt.
                                           ***
Neler öğrendik.
1.    Hak sözlerine güvenip inanmazsak doğru görüşe sahip olamayacağımızı öğrendik.
2.    Hak sözlerine güvenmeyenlerin aklı az olduğundan onlara bu sözleri söylemenin yanlış olduğunu, onların yanında susmak gerektiğini öğrendik.
3.    Haktan her an suçumuzu bağışladığını, affedildiğini; bunu ancak uyanık olanların bilmesinin imkânsız olduğunu öğrendik.
4.    Uykuda olanların hayal âlemine dalarak gerçeklerden uzaklaştıklarını öğrendik.
5.    Hakkın inançlı kişiye bağışladığı aklın hatasız olduğunu, sur üfürünceye kadar ömrünün olduğunu öğrendik.
6.     Yıldızdan gelen aklın anlayışta, kavrayışta, zeki ve kurnaz olurlar fakat hatalarla dolu olduklarını, mezara kadar ömrü olduğunu öğrendik.
7.    Akla takılıp kalmadan görünmeyeni gören bir göze sahip olmak için Hakka yalvarışta ve bu yolda çalışma içinde olmamız gerektiğini öğrendik.
                                                *
   İşte böyle yaren,
Başkasına bir şey öğretmek yerine susup dinlemenin tercih edilmesinin yerinde ve faydalı bir davranış olduğunu öğrendik, anladık.

Herkesin anlayışı aynı olmadığı için Peygamberler geldiğini öğrendik, anladık.
                                              *                                                   
RAVLİ

1 Mart 2014 Cumartesi

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 394

Sürme kün tu hâk-i her bügüzide râ
Hem busuzed hem bisazed dide râ
(Hazreti Mevlana, Mesnevi 4.inci cilt 3375 inci beyit açıklaması)

“ Her seçkin kimsenin ayak bastığı toprağı (Amacına ulaşmak için önerilen kurallara bağlı kal) gözüne sürme çek (Görüşünü kuvvetlendirmek için önemse, önceki görüşlerini yok et).

O toprak gözünü hem yakar (İşe yaramayanları, engel olan bilgi ve düşünceni yok eder), hem de aydınlatır (Aydınlık bir yolda görerek ve bilinçle yol almanı sağlar.).”

İşte o sürme, zevalsiz (Kaybolmayan, yok olmayan) olan Hakkın ziyasıyla (Parlaklığı) seni aydınlatır.

Bu nur, sende olan rütbe, mansıp (Makam), mülk ve mal hırsını yakar (Yok eder).

Sen uyuyorsan, o seni çabuk uyandırır.
Heva ve hevesten (Boş ve geçersiz şeylerden), hırstan (Aç gözlülükten, doymazlıktan) usandırır (Çirkinliklerini göstererek böyle isteklerden soğutur.).

Can gözünü öyle açar ki, Hazreti Muhammed gibi bu dünya gafletine (Yaşayışındaki dikkatsizliğinden dolayı kendine) “ Cifye=Leş” dersin.

O zaman sende kendini bilme ilmi hâsıl (Ortaya çıkar) olur da nişansız Hakkın bağından (Sevgiyle bağlanınca) dikeni (Yürüyüşünde acı veren her neyse) giderirsin.

Canın divane bir âşık (Delicesine olan sevgi) olur da Hak ile batılı ayırt edersin.
(Eksiklikleri, yanlışları, yolsuzlukları bütün çıplaklığıyla ortaya koyup eleştiren olursun ve yanlış ve haklı olmayan içi boş, çürük, temelsiz her şeyden uzaklaşırsın)

                                          ***
GÜLŞEN-İ TEVHİD İBRAHİM ŞÂHİDİ
Çev: Midhat Bahari BEYTUR
İnkilap ve Aka kitapevleri koll. Şrt.
                                           ***
Neler öğrendik.
1.    Kendi görüşümüze ve düşüncemize göre yargılara varmamızın yanlışa düşürebileceğini öğrendik.
2.    Kendini yetiştirmiş, Hak yolunda gitmiş, söz ve davranışlarıyla örnek olmuş ve yolunu bulamayanlara yol gösteren büyüklerimiz görüşlerini çok önemsememiz gerektiğini öğrendik.
3.    Temiz olmadan ilahi âleme kabul edilmeyeceğimiz için temizlenme yolunu seçkin büyüklerimizden öğrenip uygulamamız gerektiğini öğrendik.
4.    Tanrı’ya yürüyüşümüze engelleyen, hızımızı kesen dünya bağlarından kendimizi temizlememiz gerektiğini öğrendik.
5.    Hakka ve onun seçkin kullarına sevgiyle bağlanarak yolu hızlandırmamız gerektiğini öğrendik.
                                                *
   İşte böyle yaren,
Allaha giden yolu yardımsız gidemeyeceğimizi, bu yolda tuzakların, aldatmacaların çok olduğunu öğrendik, anladık.
                                              *                                                   
RAVLİ

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 393

Zin kadem vin akıl rev bizâr şev
Çeşm-i gaybi cûy-u berhurdâr şev
(Hazreti Mevlana, Mesnevi 4.inci cilt 3317 inci beyit açıklaması)

“ Belletme mevkii (Öğrenilerek elde edilen) de bir nevi şehvettir (Aşırı istektir).
Şehvete mensup her hayal (Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi) özlenen yolda puttur (Tanrı yolundan alıkoyan nesnedir) .”

Haydi!
Caizdir (Din, yasa ve töreye uygundur hükmü),  caiz değildir ilminden vazgeç.(Sınırı geçme)

Nükte (İnce manaları) ve işaretleri (Anlam yüklenmiş izleri) anlamak için âşık ol.

Gel!
Âşıklara şakirt (Öğrenci, çırak) ol ki, vahdet (Allaha ulaşma, kavuşma) sırları sana açılıp görünsün.

Bu izzeti (Büyüklük, yücelik, ululuk), bu vakara (Ağırbaşlılığı) rüzgâra ver, savur.

Mütevazı, alçak gönüllü ol, Allahın aşkıyla inle.
Sevgilinin cemalini (Yüzünü, hakikatini) görmek istiyorsan, aşkın sarhoşu olan pire (Yol gösteren yaşlı bilgine) mürit (Öğrenci) ol.

Acz (Beceriksiz, iktidarsız, kuvvetsiz, güçsüz, yapamamak) içinde ona yüzlerce niyazda (Yalvarışta) bulunarak bendelik et ki, bakiy (Ebedi) olan mülkte yücelesin.

                                          ***
GÜLŞEN-İ TEVHİD İBRAHİM ŞÂHİDİ
Çev: Midhat Bahari BEYTUR
İnkilap ve Aka kitapevleri koll. Şrt.
                                           ***
Neler öğrendik.
1.    Elde edilen mevki ve makam sahibi olmak isteğinin; Tanrı yolundan alıkoyan, ulaşmayı, buluşmayı geciktiren aşırı bir istek teşkil ettiğinden yanlış bir isteyiş olduğunu öğrendik.
2.    Tanrı yolundan bizi alıkoyan her şeyden uzak durmamız gerektiğini öğrendik.
3.    Tanrı yolundan bizi alıkoyan şeylerin biz kendimiz fark edemeyeceğimiz için bir hak aşığının yardımını istememiz gerektiğini öğrendik.
                                                *
   İşte böyle yaren,
Dünyaya ait istek ve arzularımıza kavuşunca Tanrı’yı ve ona ulaşmak isteğini unuturuz, yani uykuya geçeriz.

Dünyaya ait tüm isteklerimizin bize verdiği hoşluk kısa sürelidir ve değişkendir.

Ebedi bizde kalıcı güzelliklerin Tanrı’ya ulaşmakla elde edebileceğimizi öğrendik, anladık.

Bize daha önce Tanrı’ya ulaşmış ve yetkilendirilmiş büyüklerimizin kılavuzluğu olmadan bu işi başaramayacağımızı öğrendik, anladık.

Yalvarışımız kabul edilince Allahın veli bir kulu bize sevdirilir.
 Açılan bu yolu bize gösterecek büyüğümüzü severek ve ona bağlanıp hizmet ederek sonuca gidebileceğimizi öğrendik, anladık. 
                                              *                                                   
RAVLİ

Popüler Yayınlar